YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7869
KARAR NO : 2010/11527
KARAR TARİHİ : 23.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasarlandığını açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 7.330,43 TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; trafik kazasının 10.2.2003 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 6.3.2008 tarihinde açıldığı,bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.Davalıların işleten, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç davacı idareye ait araca çarparak hasarlamış ve davacı idare tarafından
2010/7869
2010/11527
aracında oluşan bu hasar miktarının tazmini yetkili organları aracılığı ile talep edilmiştir.H.G.K’nun 2001/19-652 E, 2001/705 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 109. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda ceza kanununun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır.Zamanaşımı süresi tüzel kişiler için “o kurumun dava açmak için emir vermeye yetkili organının zarar ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren” başlar.Bu durumda davacı idarenin dava açma emrini vermeye yetkili organının öğrenme tarihi tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de;
a-HUMK unun 195. maddesi gereği; Davalı, ilk itirazları ile birlikte esas dava hakkındaki cevabını ve varsa karşı delillerini, dava dilekçesinin kendisine tebliği tarihinden itibaren on gün veya hakim tarafından bir süre tayin edilmiş ise o süre içinde mahkeme kalemine bildirmek ve bir örneğini de davacıya tebliğ ettirmek zorundadır.Davalı … yönünden verilen kararda bir isabetsizlik yok ise de, davalı …’e dava dilekçesi 24.3.2008 tarihinde tebliğ edilmiş ve 10 günlük cevap süresi geçtik ten sonra 7.4.2008 tarihinde cevap dilekçesi verilmiş ve zamanaşımı definde bulunmuş, davacı vekili tarafından 16.4.2008 günü yapılan ilk celse de süresinde yapılmayan zamanaşımı define açıkça itiraz edilmiştir.Bu durumda davalı … yönünden işin esasına girerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde bu davalı yönünden de davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi isabetli değildir.
b-Davalı … yönünden yapılan temyiz itirazının incelenmesine gelince; davalı … şirketine dava dilekçesi 2.4.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı şirket vekili 3.4.2008 tarihli dilekçesi ile süre uzatım talebinde bulunmuş,mahkemece ilk celse olan 16.4.2008 gününe kadar süre verilmiş ve süresinden sonra verilen 30.4.2008 havale tarihli dilekçe ile zamanaşımı definde bulunulmuştur.
2010/7869
2010/11527
Bu dilekçenin davacı tarafa tebliğ edilip edilmediği araştırılarak, tebliğ edilmiş ise davacının açıkça karşı çıkıp çıkmadığı, tebliğ edilmemiş ise duruşmada okunarak gelişecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davalı … yönünden de davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine , 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.12.2010 günü oybirliği ile karar verildi.