YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8390
KARAR NO : 2011/2124
KARAR TARİHİ : 10.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 5.470 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı tarafın olayda %75 oranında kusurlu olduğunu belirterek kusur oranına isabet eden 4.100 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmadığı gibi davaya yazılı olarakta cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 4.048,29 TL tazminatın 24.10.2007 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32.maddesi hükmü uyarınca, Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılmasına, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi addolunmasına göre hükmün davalıya davalı vekilinin beyanına göre 18.6.2010 tarihinde tebliğ edildiğinin ve süresinde temyiz edildiğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK’nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Bir davada yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile
ilgili delillerin eksiklik biçimde toplanması için tarafların yargılama yönünden haberdar edilmesi ile mümkündür. Asıl olan yargılamanın tarafların huzurunda yürütülmesi olmakla birlikte taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşma gününden haberdar edilmeleri gerekir. 1982 Anayasası’nın 36 ve HUMK’nun 73.maddesi uyarınca mahkeme tarafları dinlenmeden iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. 7201 Sayılı Tebligat Yasasının 21.maddesi ve ilgili Tüzüğün 28.maddesine göre de “kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ibranameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
Somut olayda, dava dilekçesi muhatabın mesai saatinde dışarıda olduğu komşusu …’e haber bırakıldığı belirtilerek 3.2.2009 tarihinde 21.maddeye göre tebliğ edilmiş, davalının adreste bulunmama sebebi araştırılmadığı gibi davalı vekili tarafından temyiz dilekçesi ekinde sunulan Şemsipaşa Muhtarlığından alınan belgede … isimli şahsın tebliğ yapılan adreste kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı da aynı şekilde Tebligat Yasasının 21.maddesine göre muhatabın tevzi saatlerinde adreste bulunmaması sebebiyle imzadan imtina eden komşusu…’e haber verilerek tebliğ edilmiştir. Davalı duruşmalara katılmamış, yargılama yokluğunda devam ettirilip sonuçlandırılmış böylece usulüne uygun şekilde tarafteşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuş, HUMK’nun 73.maddesine aykırı biçimde davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır. Bu durumda mahkemece, davalı tarafa usulüne uygun biçimde duruşma gününün tebliği ile savunmasına ilişkin delillerin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, savunma hakkını kısıtlar şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de; 2918 sayılı KTK’nun 20/d maddesi gereğince tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterlerce yapılır.
Davaya konu trafik kazası 14.8.2007 tarihinde meydana gelmiş olup, davalı tarafça temyiz dilekçesi ekinde ibraz edilen, Gaziosmanpaşa 3.Noterliğince düzenlenen 9.6.2003 tarih 15335 Yevmiye numaralı satış sözleşmesine göre davalı … tarafından adına kayıtlı 34 L 0423 plakalı 1979 model fargo marka kazaya karışan kamyonet dava dışı 3.kişi Alaaddin Doğan’a satılmıştır.
Bu durumda, davalının 2918 sayılı KTK’nun 3.maddesinde tanımlanan işleten sıfatı ve aynı yasanın 85.maddesinde düzenlenen işletenin sorumluluğu yönünden de değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalıya 18.6.2010 tarihinde tebliğ edildiğinin ve temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulüne, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 10.3.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.