YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8841
KARAR NO : 2010/11015
KARAR TARİHİ : 14.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 14.12.2010 Salı günü davacılar …, … ve İsmail İmir ve davalılar …, …, … ve … tarafından gelen olmadı. Davalılar …, … ve … vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; Borcun tasarruf tarihlerinden önce doğduğu ve bu yönden dava koşulunun oluştuğu, davalı İsmail’in de dava sırasında reşit olduğu gözetilerek davadan haberdar edildikten sonra diğer dava koşulları yönünden de inceleme yapılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne ve yapılan tasarrufların iptaline karar verilmiş; hüküm, tüm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Iptal davasından maksat İİK’nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise ip-
2010/8841
2010/11015
tal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İİK’nun 280/1.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emaretlerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceğinin, aynı maddenin 2.fıkrasında da maddede sözü edilen akrabaların borçlunun 1.fıkrada beyan olunan durumunu bildiğinin farz olunacağı öngörülmüş, yine aynı yasanın 279/son maddesinde ise borçlu ile tasarrufta bulunan ve borçlunun yalın akrabası olan üçüncü kişi bu karinenin aksini yani borçlunun alacaklılarına zarar verme kasdı ile hareket etmediğini kanıtlayabileceği öngörülmüştür. Somut olayda mahkemece dava konusu taşınmazların borçlunun aleyhine açılmış bulunan tazminat davalarının sonuçlanmasından çok kısa bir zaman önce satışa çıkarılması, davalı üçüncü şahısların borçlunun tazminat davası nedeniyle borç yükümü tehdidi altında olduğunu bilebilecek durumda oldukları, bunun aksinin davalı tarafça ispat olunamadığı, dolayısıyla alacaklılar lehine İİK’nun 280/1 ve 279/son maddelerinde yazılı hallerin gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak İİK’nun 280/1.maddesi uyarınca yapılan tasarrufun iptal edilebilmesi için üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Davalıların kötü niyetini kanıtlama yükümlülüğü İİK’nun 280/3.maddesindeki hal hariç davacı alacaklıya aittir. Ayrıca İİK’nun 279/son maddesindeki ispat yükümlülüğü ise aynı yasanın 280/2 maddesinde yazılı akrabalar arasında yapılan tasarruflarla ilgili karinenin aksinin kanıtlanması yönünden olup somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Dosya arasında bulunan kanıtlar davalıların kötü niyetli olduklarının kabulüne yeterli değildir. Bu durumda davalıların kötü niyetli olduklarının kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafta olması ve bu yükümlülüğün davalı tarafa geçtiğinin anlaşılamaması nedeniyle davacı taraftan davalıların kötü niyetine ilişkin delillerinin sorulması, gerektiğinde yemin delilinin hatırlatılması, aynı şekilde davalı tarafında delillerinin sorulması ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi
2010/8841
2010/11015
gerekirken eksik araştırma ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle tüm davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 825,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden dahili davalılara geri verilmesine 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.