Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/8931 E. 2011/2321 K. 17.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8931
KARAR NO : 2011/2321
KARAR TARİHİ : 17.03.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete… sigortalı, müvekkiline ait aracın trafik kazasında hasarlandığını, müvekkilinin park halindeki 3.kişiye ait bir başka araca çarpması sonucu başını vurduğunu, burun kanaması ve göğüs ağrısı şikayetleri nedeniyle … Tıp merkezine gittiğini, aracının başında bekleyemediğini ve ilgili sağlık kurumunda 2 saat müşahade altında tutulduktan sonra taburcu edildiğini, araçta oluşan hasarın yetkili serviste tamir edildiğini, 5.141,50 TL hasar bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, ihbara rağmen davalının zararı karşılamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 5.000 TL’nin avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın sürücüsünün olay yerini terkettiğini, olayın saat kaçta meydana geldiğinin, sürücünün kim olduğunun belli olmadığını, aracın trafik görevlilerince 05.30’da düzenlenen tutanak gereğince otoparka alındığını, kazanın adli makamlara bildirilmediğini, ya sürücü belgesiz kimsenin yönetiminde kaza yapıldığını yada olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğinden kazanın akabinde sürücünün olay yerini terkettiğini, hasarın fahiş ve teminat dışında olduğunu, ispat yükünün davacıda bulunduğunu, avans faizi istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın davalı şirkete… poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal sigortaları türünden olan… Sigortası Genel Şartlarının teminat kapsamını belirleyen A.1.maddesine göre, gerek hareket ve gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK’nun 1281.maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281.maddesi hükmü uyarınca da kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin KSGŞ’nın A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. KSGŞ’nin A.5.maddesi ve TTK’nun 1292.maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat için de imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Davacı taraf, kaza tesbit tutanağı, … Tıp Merkezince düzenlenen davacının trafik kazası nedeniyle yaralandığına, 2 saat hastanede müşahade altında tutulduğuna ve alkollü olmadığına dair rapora, hasar dosyasına, faturalara dayanmıştır. Davalı … ise sürücünün olay yerini terkettiğini, olayın saat kaçta meydana geldiğinin belli olmadığını, kazanın davacı tarafından adli makamlara bildirilmediğini, aracın sürücüsü tesbit edilemediğinden polisler tarafından aracın otoparka çektirildiğini, kazanın oluş şekline göre ya münhasıran alkolün tesiri ile veya sürücü belgesi olmayan bir sürücü tarafından yapıldığı kanaatinin oluştuğunu, hasarın teminat kapsamında bulunmadığını, ispat külfetinin davacıya geçtiğini savunarak hasar bedelini ödemekten kaçınmış olup araştırma raporuna, kaza tesbit tutanağına, hasar dosyasına dayanmıştır.
Uyuşmazlık, kazanın ihbar edildiği şekilde meydana gelip gelmediği dolayısıyla teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 23.7.2008 günü saat 05.30’da düzenlenen ve aksi sabit olmayan trafik kazası tesbit tutanağına göre sürücüsü firari olan davacı aracının direksiyon tedbirini kaybederek park halindeki 3.kişiye ait araca çarpıp, sürüklediği ve duruşa geçtiği, davacı aracının sürücüsünün olayda tamamen kusurlu olduğu, davacının kazada yaralanması nedeniyle aynı gün saat 05.00’te … Tıp Merkezi’ne müracaat ettiği, hastanece düzenlenen rapora göre, davacıya trafik kazasından dolayı travmaya bağlı hafif burun kanaması ve toraksta yumuşak doku travması şikayetleri ve teşhisi üzerine tedavi uygulandığı, 2 saat müşahade altında tutulduğu, alkol muayenesinde alkol almadığının tesbit edildiği ve hayati tehlikesi olmadığından taburcu edildiği, davacının olayda yaralanması ve acil olarak hastaneye gitmesi sebebiyle aracını bırakarak olay mahallini terk etmek zorunda kaldığı, davacının komşusu olan tanık …’nın telefonla olayın bildirilmesi üzerine hastaneye giderek davacıyı evine getirdiği, davacı bilahare olay yerine gittiğinde, aracının trafik görevlileri tarafından otoparka çekildiğini ve firari sürücü olarak tutanak düzenlendiğini öğrendiği, aracın tamir edildiği, davalıdan zararın karşılanmasının istenildiği, davalının hasarın poliçe kapsamında olmadığından bahisle zararı ödemediği, kusur ve hasar yönünden alınan 23.11.2009 tarihli uzman bilirkişi raporunda davacı aracının sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun ve araçta 5.141,45 TL tutarında hasar meydana geldiğinin belirtildiği, sigorta hukukçusu bilirkişi raporunda (9.4.2010 tarihli) sigortacının olayın sigortalının beyan ettiği şekilde gerçekleşmediğini kesin olarak ispat etmediği ancak davacının olay yerini terketmesinin uyuşmazlığın doğmasına sebebiyet verdiği belirtildikten sonra “netice ve kanaat kısmında” davacının kaza yaptığı adres ile kazadan sonra gittiğini beyan ettiği adresin birbirine yakın olmaması, sağlık kuruluşundan çıktıktan sonra dahi olay yerine gitmemesi, kazayı ihbar ettiğine dair evrak bulunmaması somut hususları gereği, olay yerini terk etmesinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiş, mahkemece raporun “netice ve kanaat” kısmında yazılı hususlar gerekçe yapılmak suretiyle davacının iddiası inandırıcı olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda özetlenen dosya kapsamına göre kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana geldiği, davacının yaralanması nedeniyle hastaneye gitmek için olay yerini terk ettiği, terkin haklı sebebe dayandığı davacının trafik kazasında yaralandığının ve alkollü olmadığının sağlık raporu ile teyit edildiği sabit olduğu gibi davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği de ispatlanamamıştır. Bu durum karşısında, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmakta olup, sigortacı bunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır.
O halde mahkemece, hasarın… sigortası poliçesi kapsamında meydana geldiğinin kabulü ile davacının talebi de gözetilerek hak kazandığı tazminat miktarına hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.