Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/9093 E. 2011/3921 K. 26.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9093
KARAR NO : 2011/3921
KARAR TARİHİ : 26.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R-
Davacı vekili, davalıların murisi adına kayıtlı ve idaresinde bulunan aracın müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın karıştığı kaza sonucu zarar gören diğer araç için 2.750 TL. hasar bedeli, ölen … mirasçılarına 13.644 TL. ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olarak kaza yapmış olması nedeniyle rücu hakkının doğduğunu belirterek 16.294 TL. tazminatın ödeme tarihinden işleyecek faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre araç sürücünün kazadan sonra alkol ölçümünün yapıldığına dair belge bulunmadığı, doktor raporunda gözleme dayalı olarak alkollü belirtildiği, ancak alkollü olduğuna dair başkaca somut delil olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zorunlu mali sorumluluk sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır. Bu tür davalarda sigortacı 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B-4.maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Taraflar arasında geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe genel şartlarının B.4.d.maddesinde tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış
olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiş, herhangi bir sınırdan sözedilmeksizin sigortalının veya sürücüsünün alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması,başkaca unsurların kazayı etkilememiş olması halinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği öngörülmüştür.
Somut olayda; davalılar murisi … sigortalı ve aynı zamanda araç sürücüsüdür.Kazadan sonra sürücü … yaralanmış olması nedeniyle alkol raporu alınmamış ise de doktor raporunda belirgin derecede alkollü olduğu belirtilmiştir. Bu hale göre sürücünün kaza sırasında alkollü olduğu doktor tarafından tespit edildiğine göre alkolün oranı sonuca etkili olmayıp kazanın başkaca unsurlar etkili olmadan münhasıran alkolün etkisi ile gerçeklemiş olması halinde sigortacının sigortalısına rücu hakkı doğar. Açıklanan nedenlerle mahkemece aralarında iki nöroloji uzmanı ve bir trafik uzmanı bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, yol ve hava durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının tesbiti için ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı … AŞ’ye geri verilmesine 26.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.