Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/9151 E. 2011/8498 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9151
KARAR NO : 2011/8498
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine Bursa 9.İcra Müdürlüğünün 2009/5492 sayılı dosyasından yürütülen takipte, 10.6.2009 tarihinde uygulanan haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkili şirkete ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini, takip borçlusunun davacı şirket ortağı olmasına rağmen, borcun şahsi borç olduğunu ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı 3.kişi ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, aynı takip dosyasından 16.5.2009 tarihinde yapılan hacizle ilgili olarak aynı 3.kişinin açtığı istihkak davası sonunda, mahkemece 24.11.2009 tarihinde 2009/652-1156 sayılı dosyadan davanın reddine karar verilmiş olduğunu, ayrıca; borçlunun takip dayanağı senedin sahte olduğuna dair müvekkili hakkında yapmış olduğu şikayette imzanın borçluya ait olduğu belirlenerek müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, borçlu hakkında da iftira suçundan Bursa 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/1405 Esas sayılı dosyasından ceza davası açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı (borçlu) cevap vermemiştir.
Mahkemece; haczin borçlunun gıyabında, takip dayanağı senet ve takip talebinde gösterilen ve ödeme emri tebliğ edilen adresleri dışında başka bir adreste yapılmış olduğu, haciz adresinin ve haczedilen malların borçluya aidiyetini gösterir yeterli delil bulunmadığı ve haciz yapılan adresin ticaret sicili ve vergi kaydında davacı 3.kişinin şube işyeri olarak göründüğü, bu nedenle davanın ispat edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 10.6.2009 tarihinde haczedilen mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 10.6.2009 tarihinde 3.kişi adına kayıtlı işyerinde, borçlunun yokluğunda ve ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği adresten farklı bir yerde haczedilmiş ise de aynı takip dosyasından aynı adreste 16.5.2009 tarihinde uygulanan haciz işlemi sırasında, borçluya ait evraklar ele geçirilmiş olup, takip konusu borç 05.11.2000 tanzim tarihli bonodan kaynaklanmaktadır. Takip konusu borç davalı borçlu …’a ait şahsi borç gibi görünse de borçlu aynı zamanda davacı 3.kişi şirketin büyük pay sahibi ve yetkili ortaklarındandır. Diğer büyük pay sahibi ortaklardan Haldun Çağlayan’ da borçlunun kardeşi olmakla, 3.kişi şirket bir aile şirketi niteliğindedir. Bu organik bağın yanında dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, borçlu ve 3.kişi aynı konuda ticari faaliyet yapmaktadırlar. Öte yandan, 3.kişi şirket borcun doğumundan sonra 15.7.2004 tarihinde İnegöl’de ticari faaliyete başlamış iken, 03.1.2005 tarihinde haciz yapılan adreste şube açmak suretiyle faaliyetini sürdürdüğü görülmektedir.
Bununla birlikte, aynı takip dosyasından, aynı adreste 16.5.2009 tarihinde uygulanan haciz işleminin İİK.nun 99.maddesine göre yapılması gerektiği ileri sürülerek 3.kişi tarafından açılan şikayet davasında, Bursa 2.İcra Hukuk Mahkemesinin 24.11.2009 gün ve 2009/651-1155 sayılı kararı ile şikayetin reddine karar verildiği, kararın 3.kişi vekili tarafından temyiz edildiği ve hükmün Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 14.10.2010 tarih ve 2010/10164-23438 sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmaktadır. (16.5.2009 tarihli haciz işlemi
ile ilgili olarak 3.kişi tarafından açılan istihkak davasında, aynı mahkemece 24.11.2009 gün ve 2009/652-1156 sayılı dosyasından davanın reddi yönünde verilen ve davacı vekilince temyiz edilen kararın temyiz incelemesi de Dairece aynı gün yapılmıştır.)
Buna göre, dava konusu mahcuzların borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğu kabul edilmelidir. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafından ibraz edilen ve borcun doğum tarihinden sonraki tarihleri içeren faturalar ve belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, 3.kişi ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 03.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.