YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9388
KARAR NO : 2011/5317
KARAR TARİHİ : 26.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davalıların kötü niyetli olmaları nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İİK.nun 280/1 maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği, aynı maddenin 2. fıkrasında da maddede sözü edilen akrabaların borçlunun 1. fıkrada beyan olunan durumunu bildiğinin farz olunacağı öngörülmüştür. Somut olayda mahkemece davalıların alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile satış işlemini gerçekleştirdikleri, yapılan haciz sırasında dairenin borçlu tarafından kiralandığının bildirilmesinin de
taşınmazın borçlunun tasarrufunda olduğunu göstermesi nedeniyle dava kabul edilmiştir. Mahkeme gerekçesinde sözü edilen haciz tarihi ile tasarruf tarihinin aynı olması nedeniyle haciz tutanağındaki beyana değer verilmesi yerinde olmadığı gibi davalı üçüncü kişinin borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğuna ilişkin dosyada başka delil bulunmamakta ve taşınmazın üzerindeki 300.000.00 TL. ipotekle birlikte 150.000.00 TL. bedelle satıldığı anlaşıldığından ivazlar arasında fahiş farkta bulunmamaktadır. Ancak davacı tarafından davalılar arasında tasarruf tarihinden önce telefonla yapılan konuşmaların olduğu bu nedenle davalıların birbirlerini tanıdıkları ileri sürülmüş ise de bu husus üzerinde yeterince durulmamıştır. Bu durumda mahkemece davalılardan dosya arasında bulunan telefon kayıtlarına göre yaptıkları telefon görüşmelerine ilişkin açıklama istenilmeli, buna bağlı olarak tasarruf tarihinden önce aralarında herhangi bir ilişki olup olmadığı sorulmalı, gerektiğinde taraflardan buna ilişkin delilleri istenilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 26.5.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.