YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9497
KARAR NO : 2011/2468
KARAR TARİHİ : 21.03.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine İstanbul 12.İcra Müdürlüğünün 2006/9378 Esas sayılı dosyasından yapılan takipte, borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, mahcuzların müvekkiline aidiyeti ile teslimine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; takibin şahsi borçtan kaynaklandığı, borçlunun yalnız başına davacı 3.kişi şirketin eski ortağı olmasının mahcuzların da borçluya ait olduğu anlamına gelmediği, bir an için borçlu ile 3.kişi arasında organik bağın bulunduğunun kabul edilmesi halinde dahi, TTK.hükümlerine göre şahsi borçtan dolayı şirket mallarının haczinin mümkün olmadığı, ödeme emrinin tebliğ edildiği borçlu adresinin farklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 03.9.2007 tarihinde haczedilen menkullerin davacıya iadesine, 3.666,00 TL.mahcuz değeri üzerinden %15 tazminatın davalı alacaklıdan alınarak davacı 3.kişiye verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu 03.9.2007 tarihli haciz işlemi davacı (3.kişi) adına kayıtlı işyerinde yapılmış ise de dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, takip konusu alacak fuar organizasyon hizmetinden kaynaklanmakta olup, davacı şirketin kuruluşundan önceki tarihte ticari faaliyete başlamış olan borçlu davacı (3.kişi) ile aynı konuda ve alanda ticari faaliyette bulunmakta ve ticari ünvanları da benzerlik göstermektedir.Bununla birlikte, bedellerinin malen alındığı belirtilen takip dayanağı senetler 25.5.2005 tarihinde tanzim edilmiş ve davacı (3.kişi) şirket borcun doğum tarihinden çok kısa bir süre sonra 14.7.2005 tarihinde haciz adresinde kurulmuş, borçlu …kuruluş aşamasında şirketin kurucu ve hakim hisseli ortağı olmasına karşın, borcun doğumundan sonraki tarihlerde (28.9.2006 ve 09.1.2007) hisselerinin büyük bir bölümünü şirket içinden ve dışından başka kişilere devretmiş ve halen de ortaklığı (organik bağı) devam etmektedir.Öte yandan, aynı alacaklı ve borçlu arasındaki aynı tanzim tarihli senetlere dayalı başka takipler nedeniyle, dava konusu haczin yapıldığı işyerinde Şişli 4.İcra Müdürlüğünün 2006/1203 Tal.ve 2006/1202 Tal.sayılı dosyalarından 13.7.2009 ve 03.9.2007 tarihlerinde yapılan haciz işlemleri sırasında, işyerinde ismini vermeyen çalışanların bulunduğu, çilingir marifetiyle içeri girilmesinden sonra içerde işçilerin ve 3.kişi ortağı Burhan Tüfekçi’nin de bulunduğu belirlenmiş, keza, dava konusu hacizde de kapının kapalı olduğundan bahisle içeriye çilingir marifetiyle girildiği, içeride çalışanlar olduğunun görüldüğü ve yine 3.kişi ortağı Burhan’ın hazır bulunduğu tespit edilerek tutanak düzenlenmiştir. Düzenlenen bu tutanaklar İcra ve İflas Kanunu’nun 8.maddesi uyarınca, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olmakla birlikte, gerçekte takip konusu borçla ilgisi bulunmayan 3.kişinin bu davranışları hayatın olağan akışına uygun düşmediği gibi, haciz işlemi sırasında 3.kişi yetkilisince istihkak iddiasının ileri sürülmemiş olması da düşündürücüdür.
Bütün bu maddi ve hukuki olgular davacı 3.kişi şirket ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapıldığını olasılığını güçlendirmektedir.
O halde mahkemece yapılacak iş, takip konusu borç fuar organizasyon hizmetinden kaynaklandığından, fuar faaliyeti sırasında ilgili birim veya stand da borçlu dışında ticari faaliyette bulunan başka kişi ya da kişiler olup olmadığının sorulup araştırılmak suretiyle ve ticari kayıtlar üzerinden belirlenmesi, buna göre herne kadar takip konusu borç şahsi borç gibi görünse de, yukarıdaki açıklamalar ışığında 3.kişi ile borçlu arasındaki işlemlerin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik ve muvazaaya dayalı olup olmadığının tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek tartışılması, ondan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 21.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.