YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9701
KARAR NO : 2011/3596
KARAR TARİHİ : 18.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalının malik/sürücüsü olduğu aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını, sigortalıya ödenen 12.493.00 TL’ndan, davalının trafik sigortasından tahsil edilen 5.000.00 TL’nın mahsubu ile kalan 7.493.00 TL’nın fer’ileriyle birlikte rücuen tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kusur oranına ve tazminat miktarına itiraz ederek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, davanın kısmen kabulü ile, davalının takibe itirazının 6.400.00 TL üzerinden iptaline, bu meblağa takip tarihinden itibaren %9 yasal faiz işletilmek suretiyle takibin devamına, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Aynı Yasa’nın 388. maddesinde; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Somut olayda, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan 04.06.2009 tarihli raporda, davalı sürücü %80 oranında, davacı sürücüsü %20 oranında kusurlu bulunmuş, itiraz üzerine yine Adli Tıp Kurumu’ndan alınan 16.03.2010 tarihli raporda ise, davalı sürücü %100 oranında kusurlu olarak belirlenmiştir. Mahkemece, kararın gerekçe kısmında, 04.06.2009 tarihli Adli Tıp Kurumu raporundaki kusur oranlarının benimsendiği belirtildiği halde, hüküm kısmında davalı sürücünün tam kusur oranına göre toplam 11.400.00 TL hasar bedelinden, 5.000.00 TL trafik sigortası ödemesinin mahsubu ile kalan 6.400.00 TL üzerinden itirazın iptaline hükmedilmiştir. Kararın gerekçe ve hüküm kısmı kusur oranları yönünden çelişkili olup, HUMK.’nun 388. ve devamı maddelerine aykırıdır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 18.4.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.