YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9715
KARAR NO : 2011/217
KARAR TARİHİ : 20.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalı … …a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan … davanın reddini istemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece bedeller arasında fahiş fark bulunmaması ve tasarrufun borcun doğumundan sonra olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının butlanına hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkına alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı
maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Somut olayda alacaklı davacının alacağının kaynağını oluşturan hukuki ilişki 2006 yılında yapılan kredi sözleşmeleri olup iptali talep edilen tasarruf ise 02.05.2008 tarihlidir. Bu durumda borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca mahkemece taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin belirlenmesi amacı ile yapılan keşif sırasında dinlenen İnşaatçi bilirkişi taşınmaz üzerindeki binanın tasarruf tarihindeki değerinin 60.000.00 TL. olduğunu, ziraatçi bilirkişi ise bina dışındaki alanın değerinin 13.000.00TL olduğunu bildirmiş, taşınmazın tapuda gösterilen toplam satış bedelinin ise 24.000.00 TL. olduğu anlaşılmıştır. Ancak tapu kaydında arsa olarak belirlenen taşınmazın üzerinde bina bulunan kısmı için inşaat mühendisi bilirkişiden, geri kalan kısmı için Ziraat Mühendisi bilirkişiden rapor alınması doğru olmadığı gibi binanın inşaat halindeki 3. katının tasarruftan sonra yapılmış olduğu kabul edildiği halde bu konuda yeterli araştırma ve inceleme yapılmamış ve bilirkişiden bu katın değeri ile ilgili olarak rapor alınmamıştır. Bu durumda yerinde inşaat mühendisi, mimar ve emlak uzmanından oluşan bilirkişi kurulu aracılığı ile keşif yapılarak, bilirkişi heyetinden yukarıda açıklanan hususlarda gözönüne alınarak taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerini belirleyen ayrıntılı ve açıklamalı rapor alınmalı, davalı … …ın 22.01.2009 tarihli cevap dilekçesinde borçlunun borcunu ödeyemediğini belirten beyanı irdelenerek olayda İİK.nun 280/1-2 maddelerinin uygulama yeri olup olmadığı üzerinde durulmalı ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ :Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.12.2005 gün ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 140. maddesi gereğince davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına 20.1.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.