Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/9854 E. 2011/3628 K. 19.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9854
KARAR NO : 2011/3628
KARAR TARİHİ : 19.04.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıya ait olup müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı kaza nedeniyle üçüncü şahsa poliçe limiti dahilinde 3.691 TL. ödeme yapıldığını, davalının kaza sırasında yeterli sürücü belgesinin bulunmaması nedeniyle ZMSS poliçe genel şartları gereğince rücu hakkının doğduğunu ödenen tazminatın tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı kusuru bulunmadığını, tazminatın fahiş olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü İle;davalının itirazının iptaline, takibi devamına, asıl alacağa takip tarihinden faiz yürütülmesine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, ZMSS.sözleşme ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı K.T.K.nun 95/2 nci madde hükmü uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine dönebilmektedir. Davacı, üçüncü şahsa ödediği tazminatı değil, ödenmesi gerekli gerçek zarar miktarını sigortalısından isteyebilir ancak herhalde ödediği miktardan fazlasını isteyemez.Davacı üçüncü şahsa 3.691 TL. ödediğini belirterek bu miktar üzerinden icra takibi yapmıştır. Ancak dosyaya ibraz edilen ödeme belgelerine göre davacının 2.481 TL. ödediği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise araçta 3.310 TL. hasar bedeli belirlenmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yapılan ödemelere ilişkin tüm belgeler getirilerek, talep edilen miktarın ödendiğinin tespiti halinde sigortalısından ancak bilirkişi raporu ile belirlenen gerçek zarar miktarını rücu edilebileceği ,aksi halde ödediği miktardan daha fazlasını isteyemeyeceği gözetilerek sonucuna göre , karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde fazlaya hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.