Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10022 E. 2011/13019 K. 27.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10022
KARAR NO : 2011/13019
KARAR TARİHİ : 27.12.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili bankadan kredi kullanan şirket adına kayıtlı araç üzerinde rehin hakkı bulunduğunu, aracın 8.2.2008 tarihinde çalındığını, sigorta şirketi tarafından araç bedelinin ödenmediğini belirterek 90.000 TL. tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … şirketi vekili, zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
Mahkemece davalının zamanaşımı itirazı kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona aittir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı bankaya rehinli araç 8.2.2008 tarihinde çalınmış, banka sigorta şirketine 4.4.2008 tarihinde başvurmuş, başvuru dilekçesinde olayı 13.3.2008 tarihinde öğrendiklerini belirtmiştir. Davalı … şirketi tarafından başvuru
üzerine hasar dosyası açılmış, 29.4.2008 tarihli yazı ile sigorta şirketi tarafından belirtilen belgelerin ibraz edilmesi halinde sigorta bedelinin ödeneceği belirtilmiş, araç bedelinin tespiti için davalı şirketin görevlendirdiği eksper tarafından 10.7.2008 tarihinde rapor düzenlenmiş, olayın şüpheli görülmesi üzerine sigorta şirketi tarafından araştırma yapılmış, 4.5.2009 tarihinde davacı banka sigorta şirketine ihtarname göndererek tazminatın ne şekilde ödeneceğini bildirmeleri istenmiş, sigorta şirketi 12.5.2009 tarihinde ihtara cevap vererek ibrazı istenen belgelerin ibrazı halinde ödemenin derhal yapılacağını belirtmiştir. Davacı banka gerekli belgelerin temini için 5.4.2010 tarihinde sigorta şirketinden aracın trafik kaydının kapatılması için trafik siciline verilmek üzere yazı istemiş, sigorta şirketi 7.4.2010 tarihinde trafik siciline yazı yazarak davacı bankaya vermiş, ödeme yapılmaması üzerine 28.6.2010 tarihinde dava açıldığı anlaşılmıştır.
TTK.nun 1268. maddesi gereğince rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacı tarafından ödenecek sigorta tazminatı 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. TTK.1299 ve 1291. maddeleri gereğince zamanaşımının başlangıç tarihi rizikonun sigortalı tarafından haber alınmasından itibaren ihbar edilmesi gereken beşinci günün sonudur. Davacı rehin alacaklısı banka yönünden olayın öğrenildiği 13.3.2008 tarihinden itibaren başlayan zamanaşımı süresinin dava açıldığı tarihte dolduğu anlaşılmaktadır. Ancak davalı … şirketi ile davacı banka arasındaki yazışmalara göre davalı araç bedelini ödemeyeceğini bildirmemiş, istenen belgelerin ibraz edilmesi halinde ödemenin yapılacağını belirtmiş, davacı banka belgeleri ibraz etmeye çalışmış, olaydan 2 yıl sonra 7.4.2010 tarihinde davacıdan istediği belgeleri temin etmesi için trafik siciline yazılan yazıyı vermiş, zamanaşımı dolduktan sonra dahi yazışmalar devam ettirilerek davacıda sigorta bedelinin ödeneceği intibaının uyandırıldığı anlaşılmış, bu suretle zamanaşımının geçmesi sağlanmış ve davalı tarafından davada zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Bu hale göre davalı … şirketi iyiniyet kurallarına aykırı olarak davacıyı oyalamış bulunduğundan zamanaşımı define dayanamaz. Mahkemece davalının zamanaşımı def’inin reddi ile davanın esası yönünden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.