Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10039 E. 2012/9555 K. 19.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10039
KARAR NO : 2012/9555
KARAR TARİHİ : 19.09.2012

MAHKEMESİ : … Asliye 4. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalının işleteni olduğu müvekkiline zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı aracın dava dışı sürücüsünün almış olduğu alkolün etkisi ile yaptığı kazada karşı araçta bulunan yolcunun yaralanması nedeni ile 14.502,00.-TL ödeme yapıldığını belirterek, yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, kazanın oluşumunda karşı aracın %50 kusuru olduğunu, münhasıran alkolün etkisi ile kazanın oluşmadığnıı belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre; davacı aleyhine … Asliye 6. Hukuk Mahkemesinde…Sigorta A.Ş. açmış olduğu davada dava dışı sürücünün kusurlu bulunması nedeni ile 14.502,00.-TL tazminata hükmedildiğini, sözkonusu dosyada kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün almış olduğu alkolün etkisi olduğu bilirkişi raporu ile belirlendiği gerekçesi ile davanın kabulüne ve 14.500,00.-TL’nin ödeme tarihi olan 10.02.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartları’nın B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran)
alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına zararın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda zararın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. Maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde % 50 oranında kusurlu olduğu, dava dışı araç sürücüsünün de % 50 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda kazanın meydana gelmesinde salt alkolün etkisinden söz edilemez.
O halde mahkemece, açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.