Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10185 E. 2012/9095 K. 10.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10185
KARAR NO : 2012/9095
KARAR TARİHİ : 10.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi. Gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı … şirketine trafik sigortası ile sigortalı aracın sürücüsü olan diğer davalının kusurlu manevrası sonucu 12/09/2004 tarihinde vuku bulan trafik kazasında bisikleti ile seyir halinde olan desteğin ölmesi nedeni ile müvekkillerinin maddi ve manevi zarara maruz kaldıklarını belirterek 5.000’er TL manevi tazminat ile 2.500’er TL destek tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, davanın zamanaşımına uğradığını ve kazanın meydana gelmesinde bir kusurunun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, diğer davalının idaresindeki aracın trafik sigortacısı olan müvekkilinin zarardan sürücünün kusuru oranında sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporları ile sair dosya kapsamına göre davanın kabulü ile; 2.500’er TL destek tazminatının kaza tarihinden itibaren; 1.000’er TL manevi tazminatın ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar vermiş; hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya arasında mevcut bilgi ve belgeler incelendiğinde; dava dışı arkadaşı ile birlikte bindiği bisikletle yokuş
aşağı inen desteğin, freni tutmaması nedeni ile direksiyon hakimiyetini kaybettiği, orta refüjle bölünmüş yolda refüjü geçerek refüjün diğer tarafında seyir halinde olan davalının idaresindeki kamyona çarpan bisikletli desteğin öldüğü, taksirle adam öldürmek suçundan yargılanan davalının kusur yokluğu gerekçesi ile beraatına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
BK. 53 maddesinde “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinden verilen beraet kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez”. hükmünü taşımaktadır.
Kanunun sözü geçen hükmünde var olan beraat kararını, her türlü beraat kararı olarak anlamamak gerekir. Burada üzerinde durulması gereken en önemli husus hukuk hakimince, beraat kararının mahiyeti de gözetilerek somut vakıada haksız fiilin unsurlarının mevcut olup olmadığı ve tazminata mahkumiyet için gerekli olan şartların doğup doğmadığının tespit edilmesidir.
Dava konusu somut olayda davalı sürücü, ceza mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, ölümlü netice veren olayda bir kusurunun olmadığı gerekçesi ile beraat etmiştir. Kusur, haksız fiilin esaslı unsurudur. Şu halde ceza mahkemesince tespit edilen ve mahkemece de kabul edilen kazanın vukuunda, davalı sürücünün bir kusurunun olmadığı, bir başka ifade ile münhasıran idari cezayı gerektiren sol şeritten gitme eyleminin kazanın meydana gelmesine bir tesirinin olmadığı gözetildiğinde ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı kalınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, temyiz edilen kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 10.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.