YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10372
KARAR NO : 2012/3939
KARAR TARİHİ : 02.04.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya ait, müvekkili şirkete trafik sigortalı aracın alkollü sürücünün kullanımında iken meydana gelen tek taraflı kazada yaralanan üçüncü şahsa 3.714.00 TL tedavi gideri ve 37.056.00 TL maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 40.770.00 TL ödediklerini belirterek, bu meblağın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d. maddesi uyarınca faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın, alkolün etkisiyle meydana gelmediğini, hatır taşıması bulunduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisi altında meydana geldiği, sigortacının zarar görene ödediği tazminatı davalı sigortalısından rücu edebileceği anlaşılmakla davanın kabulüne, 40.770.00 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik sigortası poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.’nun 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d. maddesinde, tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz. YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilâmları).
Dosyada mevcut kaza tespit tutanağında, sürücü …’nun idaresindeki araçla seyir halindeyken kendi beyanına göre bir aracın sıkıştırması neticesi ve hızlı olduğundan direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle kazanın meydana geldiği belirtilmiş, dinlenen davalı tanıkları da yolun mucurlu olması ve başka bir aracın sıkıştırmasıyla davalı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybettiğini bildirmiştir.
Yargılama sırasında alınan bilirkişi kurulu raporda, kaza anında sürücünün 1.00 promil alkollü olduğu, kaza yapması için dış faktörün varlığının sabit olmadığı ve kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği belirtilmiş ise de, rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, içinde nörolog doktorun da bulunduğu İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek yeni bir uzman bilirkişi kurulundan, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, başkaca etkenlerin rol oynayıp oynamadığı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazalı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre:
Mahkemece, BK.’nun 43. ve 44. maddeleri uyarınca, zarar görenin, sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi ve hatır için taşınması nedeniyle davacı … şirketinin ödediği 37.056.00 TL iş göremezlik tazminatı üzerinden indirim yapılması gerekirken, bilirkişi raporunda hesaplanan 62.000.69 TL üzerinden indirimin yapılması da isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (l) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 2.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.