YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1058
KARAR NO : 2011/7221
KARAR TARİHİ : 07.07.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 4.467 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı sürücünün olayda %100 kusurlu olduğunu belirterek 4.467 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalı … poliçe limitiyle sorumlu olmak üzere davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili davanın zamanaşımına uğradığını, poliçe limitinin azami 5.000 TL olduğunu, ödeme tarihinden faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı … hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, 4.467 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar … ve …’dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı …’nın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK’nun 1301.maddesine dayanılarak sigortalıya halef olarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davalılardan …, davacıya kasko sigortalı araca, zarar veren aracın, sürücüsü davalı … işleteni, diğer davalı …’de trafik sigortacısı-
2011/1058
2011/7221
dır. Halefiyet esasına dayanılarak dava açıldığına göre, zamanaşımı süresinin başlangıcında esas alınacak tarih, 2918 sayılı KTK’nun 109/1.maddesinde açıklanan kaza tarihidir. Trafik kaza tutanağı, Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/5034-2473 sayılı kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı, ekspertiz raporu ve dosya kapsamına göre kazanın 2.9.2005 tarihinde meydana geldiği, davacının sigortalısının bu tarihte zararı ve sorumlusunu öğrendiği sabit olup dava KTK’nun 109/1.maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde 10.4.2007 tarihinde açılmıştır. Zamanaşımı defi, sadece ileri süren taraf yararına hukuki sonuç doğurur, zamanaşımı def’inde bulunmayan taraflar yönünden sonuç doğurmaz. Davalı … vekili 2.9.2005 olan kaza tarihini, 2.2.2005 olarak belirterek, dava tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüş, mahkemece olay tarihi hakkında yanılgıya düşülerek, davalı … aleyhindeki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar aleyhindeki davanın kabulü ile 4.467 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı … ve …’ten tahsiline karar verilmiş; hüküm, sadece davalı … tarafından, davalı … aleyhine temyiz edilmiştir.
Hemen belirtelim ki davalıların sorumluluğu yasadan kaynaklanan müteselsil sorumluluk ve aralarındaki münasebette ihtiyari dava arkadaşlığıdır. Müteselsil borçluluk niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan herbirinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup, borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde, evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır. Alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabilecektir. Bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçluların da alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan kurtulmalarının (BK 145/1md) doğal bir sonucudur. Buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması yada somut olayda olduğu gibi trafik sigortacısının sorumlu bulunduğu poliçe teminat limiti içinde kalan kısmı diğer borçlunun ödemesi halinde bu fazlalık veya poliçe teminat limitiyle sınırlı olarak diğer borçlulara
2011/1058
2011/7221
(davalı … şirketine) başvurabileceğini açıkca düzenlemiştir (BK 146/1md). Bu şekilde belirlenen hak o borçlunun rücu hakkıdır. Yasa koyucu rücu hakkını kuvvetlendirmek amacıyla (BK 146/1 md) halefiyete de yer vermiştir.
Müteselsil borçlular arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı nedeniyle davacı tarafından, davalı … hakkında kurulan hükmün temyiz edilmemesi sebebiyle davalı … hakkındaki red kararın kesinleştiği düşünülebilir ise de; kesinleşme sorumluluk davasına ilişkin olup, ardından görülecek rücu davası yönünden yani borçlular arasındaki iç ilişki yönünden hüküm ifade etmez. Rücu davası dikkate alındığında davalı …’nın hükmü temyiz de hukuki yararı bulunduğu aşikardır.
Zira sorumluluk davasındaki karar kesin hüküm oluşturmaz ise de rücu davası yönünden sorumluluk davasının kararı güçlü delil oluşturmaktadır. Hakkında güçlü delil oluşan davalı …’nın rücu davası yönünden, sorumluluk davası hükmünü diğer müteselsil borçlu … aleyhine temyiz etmesinde hukuki yararı vardır.
Ihtiyarı dava arkadaşlarının sonradan birbirlerine karşı açacakları rücu davasında, esas alınacak mahkeme kararı ihtilaf henüz önünde iken doğru olarak oluşturulmalı ve mahkeme davalıların hangi eylem ve işlemleri yada trafik poliçesi nedeniyle ne oranda sorumlu tutulup tutulmayacaklarını sorumluluk davası sırasında halletmelidir. Bu kabul tarzı rücu davasında haksız yere temyiz edenler aleyhine güçlü delil oluşmaması yönünden doğru olduğu gibi, usul ekonomisi yönünden de tarafları tatmin edecektir. Temyiz etmeyen davalının usulü müktesep hakları da mahkemece icra nitelikte bir hüküm kurulmayacağı, bozma sonrası kararın gerekçesinde hakkındaki ret kararı kesinleşen davalı … şirketinin sorumluluk derecesinin tespit edilmesiyle yetinileceği dikkate alındığında ihlal edilmemiş olacaktır.
Açıklama gerekçelerle davanın 2918 sayılı KTK’nun 109.maddesi hükmüne göre 2 yıllık zamanaşımı süresinde açılmış olmasına göre davalı … aleyhindeki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değilsede; rücu davası ile borçlular arasındaki iç ilişki ve usul ekonomisi dikkate alındığında, davalı … hakkındaki ret kararının temyizinde, davalı …’nın hukuki yararı bulunduğunun kabulü zorunludur.
2011/1058
2011/7221
Bu durumda mahkemece davalı … yönünden hakkında kesinleşen karardaki sorumluluğunun, eldeki davanın davacısı yönünden değişmeyeceği gözetilerek, usuli kazanılmış hakkı ihlal edilmeyecek ve icrai nitelikte hüküm kurulmayacak şekilde poliçe teminat limiti ile sorumluluğunun tesbitine ilişkin değerlendirme ile yetinilmesi ve tüm müteselsil borçluların sorumluluklarının tespit edilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’nın sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’nın temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ya geri verilmesine 7.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.