YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10802
KARAR NO : 2012/4172
KARAR TARİHİ : 05.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu meydana gelen kazada hasar gördüğünü ileri sürerek, hasar bedeli, değer kaybı ve kullanamamadan doğan zarar toplamı 93.524,51 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili rizikonun teminat dışında olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın sürücünün alkollü olması nedeniyle meydana gelmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne toplam 82.189,51 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan kasko değeri tazmini istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi vekili sürücünün alkollü olması nedeni ile rizikonun teminat dışında olduğunu savunmaktadır.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5.maddesinde “Teminat dışı kalan zararlar” kenar başlığı altında; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu açıklanmıştır. Ancak hasarın teminat
dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibarıyla sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması, tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü TTK.nun 1281 maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840 sayılı ilamı, 19.4.2000 gün ve 2000/11-806-801 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-273 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamı, Y.11.HD.nin 23.2.2004 gün ve 2004/7094-1654 sayılı ilamı). (HGK. 07.04.2004 tarih, 2004/11-217 Esas ve 212 Karar sayılı ilamı) O halde, mahkemece anılan H.G.K kararı çerçevesinde, aralarında nöroloji uzmanı ve trafik alanında uzman bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetinden kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin tespitine yönelik yeterli, açık ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken makine mühendisinin kazada alkolün etkisini tartışmadığı ve nöroloğun düzenlediği ayrı ayrı raporlar hükme esas alınarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre tazminat tutarına yönelik davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer ve davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 5.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.