YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10941
KARAR NO : 2012/2401
KARAR TARİHİ : 29.02.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi), …. İcra Müdürlüğü’nün 2008/3013 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, …. İcra Müdürlüğü’nün 2010/220 sayılı Talimat dosyasında yapılan 25.08.2010 günlü hacze konu menkullerin kendisine ait olduğunu, haczin yapıldığı dükkânı borçlu şirketten satın aldığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, kredi borcu nedeni ile takip borçlularının ödeme yapmadıkları gibi iş yerlerini davacıya devrettiklerini, ödeme emrinin de burada tebliğ edildiğini, evrak araması sırasında borçluya ait çok sayıda belgenin görüldüğünü, bu sırada mahcuzlarla ilgili fatura sunulamadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlular …), 2009 yılında haciz adresindeki iş yerini davacıya devrettiklerini kendileri ile ilgisinin kalmadığını, ortağı oldukları borçlu şirketin faaliyet adresinin bulunmadığını, taşındıklarını ticaret sicil memurluğuna bildirdiklerini, eski faaliyet adresleri olduğu için bazı evrakların haciz mahallinde görüldüğünü, istihkak iddiasına bir diyeceklerinin olmadığını belirtmişlerdir
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli faturaları sunduğu, borçlu şirketin haciz adresinden ayrıldıktan sonra gerekli bildirimi Ticaret Sicil Memurluğu’na yaptığı, kolluk araştırması ile borçlu ve davacının birlikte faaliyet göstermediklerinin tespit edildiği, aralarında organik bağ da bulunmadığı“ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İcra takibine konu borç, 14.03.2007’de kat edilen kredi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı taraf, haciz adresindeki iş yerini 04.03.2009’da yani borcun doğumundan sonra devraldığını, 11.03.2009’da burada faaliyete başladığını kabul ve beyan etmiş, davalı borçlular da bunu doğrulayan açıklamalarda bulunmuşlardır.
Borcun doğumunda sonra yapılan iş yeri devri ile ilgili İİK’nun 44. maddesindeki gereklerin yerine getirildiği iddia ve ispat edilememiştir. Borçlunun işyeri değişikliği ile ilgili Ticaret Sicil Memurluğu’na yaptığı başvuru anılan madde hükmünden yararlanılabilmesi için yeterli değildir. Bu durumda BK’nun 179. maddesi uyarınca devralanın da işletmenin borçlarından sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Davanın reddi yerine dosya içeriğine ve oluşa uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde kabulüne yönelik hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 29.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.