Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/11012 E. 2012/4095 K. 04.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11012
KARAR NO : 2012/4095
KARAR TARİHİ : 04.04.2012

MAHKEMESİ : Kocaeli Asliye 1. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ile … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine vergi borcundan ötürü icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu Fatih …’in üzerine kayıtlı taşınmazlarını mal kaçırma amaçlı davalı …’ne sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ve …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı borçlu Fatih … tarafından vergi borcunun ödendiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, … vekili ile … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Gerekçeli karar, temyiz isteyen davalı … vekiline 17.08.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi Cahide vekili tarafından 09/09/2011 tarihinde verilmiştir. Tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi olup HUMK’nun 176. maddesi uyarınca adli ara vermede de süreler işlemekte olduğundan 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra mahkemeye verilmiştir. Bu nedenle süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı … borçlu Fatih … ile boşanmış ise de borçlu Fatih …’e çıkarılan dava dilekçesinin davalı … tarafından eşi olarak tebellüğ olunmasına, ayrıca taşınmazların tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan değer farkının bulunmasına, bu bakımdan dava açılmasına davalıların sebebiyet vermiş olduklarının belirlenmesine ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre, davalı …’in sair temyiz itirazlarının reddine,
3-Ancak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde 16/6/2009 tarihinde ve 5904 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerektiğinin belirtilmiş olması nazara alınmadan davacı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli değildir.
Ne var ki bu husus yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, kararın HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz dilekçesinin (isteminin) REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 3 numaralı bend içeriğinin tamamen çıkarılarak yerine “1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde, 5904 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğinden 1.100,00.- TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 4.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.