Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/11134 E. 2012/1250 K. 07.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11134
KARAR NO : 2012/1250
KARAR TARİHİ : 07.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sounda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde birleşen davanın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasarlandıgını açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 5700 TL araç hasarı, 1000 TL değer kaybı, davacının eş ve çocuğu yaralandığı için de 1300 TL manevi tazminatı dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava ile karşı araç kasko sigortacısı olan birleşen davacı vekili, sigortalılarına araç hasarı nedeni ile ödedikleri 5306 Euro maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; asıl
davanın kısmen kabulü ile 2550 TL araç hasarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine, birleşen dava yönünden ise kesin süreye rağmen davacı kasko sigorta poliçesini ibraz ederek halefiyet hakkını ispatlayamadığı için davasının husumet nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm birleşen davanın davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taraflara verilen sürelerin sonuç doğurabilmesi için HUMK’nun 163. (HMK 94) maddesi hükmüne göre birleşen davanın davacısına yüklenen sorumlulukların ve yerine getirilmediği takdirde sonuçlarının açık ve net biçimde ara karara yazılması gerekmektedir. 27.12.2005 günlü celsede verilen kesin süre yukarıda belirtilen ilkelere uygun değildir. Dolayısıyla yazılı şekilde verilen karar doğru görülmemiştir. Kaldı ki, birleşen dosyanın davacısı … vekili tarafından dosyaya sunulan kasko poliçe ile tercümesi ve ibraname ile adı geçen davacı halefiyet hakkını ispatlamış durumdadır. Davacıya belirtilen özellikleri taşıyacak şekilde uygun mehil verilerek diğer deliller usulünce toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle birleşen davanın davacısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden birleşen davanın davacısına geri verilmesine, 07.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.