Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/11156 E. 2012/4597 K. 12.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11156
KARAR NO : 2012/4597
KARAR TARİHİ : 12.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili müvekkili şirkete trafik sigortası bulunan davalıya ait aracın, dava dışı alkollü sürücü yönetiminde iken karıştığı kaza sonucunda 3.kişiye ait aracın hasarlandığını, zarar gören 3.kişiye 1.919,95 TL hasar bedelinin ödendiğini, 1.919,95 TL asıl alacak ve ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş 158,39 TL yasal faiz toplamı 2.078,34 TL üzerinden davalı hakkında Eskişehir 1.İcra Müdürlüğü’nün 2004/522 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı aracın satışı için galeride çalışan …’a vekaletname verdiğini Erdoğan tarafından aracın kazayı yapan sürücü ….’a satıldığını, husumetin yanlış yönetildiğini, … hakkında dava açılması gerektiğini belirterek davanın reddine savunmuştur.
Mahkemece davalının Eskişehir 1.İcra Müdürlüğü’nün 2004/522 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline alacağın belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmama sına, 2918 Sayılı KTK.nun 95/2 maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan nedenlerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tarafından 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden sigortacının zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması ya da indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilmesine, yine bu düzenlemeye paralel olan ZMSS genel şartlarının 4/d maddesi gereğince taşıtın alkollü içki almış ve bu nedenle aracı güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişi tarafından kullanılması sırasına verilen zararlarda sigortacının kendi akidi (sözleşmenin tarafı) olan sigortalı araç işletenine karşı rücu hakkının bulunmasına, sigortacı ile akdi ilişki içinde bulunmayanlara karşı bu davanın açılamamasına, davalı tarafından dava dışı …’a verilen vekaletnamenin sigorta şirketinden ödenecek hasar bedelini alması hususunu içermesine, aracın satışı için verilmiş yetki olmamasına kaldı ki KTK.nun 20/d maddesi uyarınca motorlu araçların noterlerce yapılmayan her türlü satış ve devir işlemlerinin geçersiz olmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan ve sigortalı hakkında açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK.nun 48.maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1 maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0,50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri
geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununlu birlikte ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97.maddesinde yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diger bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nun 1281 maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşim uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda davalı sigortalıya ait aracın dava dışı sürücüsü Burhan Karaduman 265 promil alkollü olarak araç kullanırken aracının on kısımları ile önünde aynı istikamete seyreden ve yoldaki kasis nedeniyle yavaşlayan 3.kişiye ait aracın arka tampon, bagaj kısmına çarpmıştır. Ancak yukarıda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan
hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Mahkemece sadece kusur ve hasar konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği yönünden nöroloji uzmanı bilirkişinin görüşüne müracaat edilmemiştir.
Bu durumda mahkemece bir nöroloji ve iki trafik uzmanı (kusur konusunda) bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli yol, hava ve gün durumu, zarar gören aracın sürücüsünün seyir şekli, ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip, sürücülerin kusur durumlarının kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurlarında etkili olup olmadığının tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli önceki bilirkişi raporununda irdelendiği rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik incelheme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 12.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.