YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11198
KARAR NO : 2012/4503
KARAR TARİHİ : 11.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine vergi borcundan ötürü icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu Turan’ın üzerine kayıtlı taşınmazlarını mal kaçırma amaçlı davalı …’e sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece borçlu Turan’ın payını sattığı Esma’nın samimi satış amacıyla taşınmazı aldığı, herhangi bir danışık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve 6183 sayılı Yasanın 27, 28, 29 ve 30. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından 6183 sayılı Yasanın 27, 28, 29 ve 30. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir. (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ).
Mahkemece, borçlu Turan’ın payını sattığı Esma’nın samimi satış amacıya taşınmazı aldığı gerekçesiyle davanın
reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve toplanan deliller varılan sonuç için yeterli değildir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasanın 28/2 maddesi uyarınca “kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler” bağışlama hükmünde sayılmış ve bu tasarrufların iyi niyet koşulu aranmaksızın iptale tabi oldukları kabul edilmiştir. O halde, mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde keşif yapılarak tasarrufa konu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri bilirkişi marifetiyle tespit ettirilmeli, davalılar arasında 04.04.2008 tarihinde yapılan resmi senetteki alım satım bedelinin keşifte saptanacak gerçek değere göre pek aşağı kalıp kalmadığı değerlendirilmeli, 3. kişi konumundaki olan alıcının haricen yaptığını iddia ettiği ödemelerin de ancak banka hesap hareketleri gibi resmi ve yasal delillerle kanıtlanabileceği göz önünde bulundurulmalı, ayrıca vergi borcunun kesinleşip kesinleşmediği, tasarrufun kamu alacağının tahsiline imkan bırakmamak amacıyla yapılıp yapılmadığının araştırılması için davacı İdareden bu konu ile ilgili icra takip evrakları, haciz tutanakları, ödeme emirleri, ile yasada öngörülen iptal koşullarının oluşması halinde 3. kişi yararına yapılan tasarruf tarihine kadar doğmuş ve kesinleşmiş olan vergi borcunun ulaştığı miktar ve ferileri ile sınırlı olarak iptale karar verilmesi gerektiğinden tasarruf tarihi itibariyle kesinleşen vergi miktarı ve buna ilişkin tüm belgeler getirtilip davalılar arasındaki alım satım ilişkisinde muvazaa bulunup bulunmadığı hususunda tüm kanıtlar toplandıktan sonra hasıl alacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 11.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.