YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12267
KARAR NO : 2012/1483
KARAR TARİHİ : 13.02.2012
Davacı … ile davalı …. arasındaki dava hakkında, …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden verilen 19.07.2010 gün ve 2009/134 Esas, 2010/336 Karar sayılı hükmün, Daire’nin 17.05.2011 gün ve 2010/10956 Esas, 2011/4880 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekilince kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın meydana gelen tek taraflı kazada pertotal olduğunu, başvuruya rağmen davalı … şirketinin ödeme yapmadığını belirterek, 225.000.00 TL araç değerinden 50.000.00 TL sovtaj bedelinin mahsubu ile kalan 175.000.00 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisi altında meydana geldiğini, hasarın teminat dışında kaldığını ve fâhiş olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisiyle meydana geldiği ve hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Daire’nin 17.05.2011 tarih, 2010/10956 Esas ve 2011/4880 Karar sayılı ilâmı ile onanmış, bu kez davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin, “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayo-
lunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde; Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracı-
lığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212;
YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilâmları)
Somut olayda, yargılama sırasında alınan 02.06.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporda, sürücünün kaza anında 0.46 promil alkollü bulunduğu, tutanağa göre havanın açık, zeminin kuru olduğu ve kazaya etki eden başkaca herhangi bir dış etkenin de mevcut olmadığı dikkate alındığında, kazanın münhasıran sürücünün alkollü olması nedeniyle meydana geldiği belirtilmiş, mahkemece de hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Aynı olaya ilişkin, davacı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından davalı … aleyhine açılan derdest İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/684 Esas sayılı trafik sigortası rücu davasında alınan 06.05.2011 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise, kaza yerindeki yol şartları normal ve kazada etkili harici bir faktör bulunmasa da sürücünün kaza yerinde aracının kontrolünü sırf 0,335 promil alkolün etkisiyle kaybettiğini öne sürmenin mümkün olmadığı, sürücünün dikkatini başka yere vermesi veya meydana gelen hasara göre hızlı seyri sebebiyle kontrolünü kaybettiği kanaati bildirilmiştir.
Bu durumda mahkemece, dinlenen davacı tanıkları havanın yağmurlu ve zeminin kaygan olduğunu bildirdiğinden, zabıt mümzii tanıklar da dinlenip, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle içinde nörolog doktorun da bulunduğu yeni bir uzman bilirkişi kurulundan, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin, alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının tereddüde yer vermeyecek şekilde saptanması yönünden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairenin 17.05.2011 tarih, 2010/10956 Esas ve 2011/4880 Karar sayılı onama ilâmının ortadan kaldırılarak yerel mahkeme kararın BOZULMASINA, temyiz ve karar düzeltme harçlarının davacıya geri verilmesine 13.2.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.