YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1231
KARAR NO : 2012/1005
KARAR TARİHİ : 02.02.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili davalıların işleteni sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda müvekkillerinin desteğinin hayatını kaybettiğini ileri sürerek toplam … için 10.741,61 TL, … için 14.767,57 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara davacı …’nın yargılama sırasında ölmesi nedeniyle hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı … yönünden 10.741,61 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve toplam 20.000,00 TL manevi tazminatının sigorta şirketi maddi tazminattan sorumlu olmak üzere davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı … yargılama sırasında ölmüştür. TMK’nun 599. maddesi uya-
rınca genel olarak mirasbırakanın alacakları, hakları ve malları mirasçılara geçer. Mirasçılar bu mal ve haklara ilişkin davaları kendileri açabilecekleri gibi mirasbırakanın açmış olduğu davalara da devam edebilirler. Ancak öleni ilgilendiren şahısvarlığı hakkına ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Davacı vekili, ölen müvekkilinin mirasçılarının davaya devam etmek istediklerini belirterek vekaletnamelerini sunmuştur. Mahkemece bu husus araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davacı hakkında hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
3-Ayrıca kabule göre de, davacı …’nın ölümü ile farazi desteğin davacılara ayıracağı pay oranları da değişmiştir. Davacılar vekili, henüz müvekkili ölmeden önce dava dilekçesindeki taleplerini ıslah ile artırmış ancak fazlaya ilişkin hakkını da saklı tutmuştur. B.K’nun 45. maddesi uyarınca hükmedilecek destekten yoksun kalma tazminatının hüküm tarihine en yakın verilerle birlikte belirlenmesi gerekir. Bu nedenle davacı …’nın ölümü ile davacı …’in desteğin gelirinden ayrılacak pay oranı artacağından bu yeni duruma göre destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmalıdır. Mahkemece hükmün gerekçe kısmında, davacının talebinin ıslah ile artırılan tutar kadar olduğu belirtilerek, hüküm kısmında fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmaması da doğru olmamıştır.
4-Borçlar Kanunu’nun 47. Maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı asıl olarak ne tazminat ne de bir cezadır. Amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmak ve ruhi ızdırabını dindirmek olması nedeniyle tazminata benzer bir fonksiyonu vardır. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davacıların desteğinin yaşı, kazanın meydana geliş biçimi, tarafların sosyal koşulları dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat adalete uygun düşmemektedir.
5-Kabule göre de, dava dilekçesinde davalı … şirketlerinin poliçe limitleri ile sorumlu tutulması talep edilmiş olup davalı … yönünden manevi tazminat talebi varmış gibi değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi ve lehine vekalet ücreti takdiri de doğru olmamıştır.
6-Ayrıca kabule göre, davacıların manevi tazminat istemleri toplamı dikkate alınarak reddedilen kısım yönünden davalılar yararına tek bir vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
7-Davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, hükme esas alınan bilirkişi raporu, ilk raporu düzenleyen bilirkişi tarafından verilmiştir. Her ne kadar ilk rapordaki veriler değiştirilmiş ise de rapor yeterli açıklık içermediğinden denetime elverişli görülmemiştir. Bu nedenle mahkemece beş kişiden oluşturulan bilirkişi raporu verileri doğru kabul edilerek içlerinden bir bilirkişinin düzenleyeceği yeni verilere uygun ek rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraflar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2, 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekillerinin, 7 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlararının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ve davacılara geri verilmesine 2.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.