Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12348 E. 2012/5432 K. 02.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12348
KARAR NO : 2012/5432
KARAR TARİHİ : 02.05.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın aşırı hız nedeniyle meydana gelen kaza neticesinde hasarlandığını belirtip, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 8.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 21.01.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle talep sonucunu 8.332,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, husumete itiraz edip, kazanın aracın taşıma haddinden fazla yolcu taşınması sonucu meydana gelmiş olması nedeniyle talebin teminat kapsamı dışında olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile 8.000,00 TL Yönünden 20.06.2010 tarihinden ve ıslahla arttırılan 332.00 TL yönünden ise ıslah tarihi olan 21.01.2011 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin
aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Kasko sigorta şirketi hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu durumda rizikonun davalıya ihbar tarihi belirlenerek bu tarihten 15 gün sonrasında veya hasar ekspertiz raporu ile daha erken bir tarihte belirlenmiş ise bu tarih itibariyle sigortacının temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.
Somut olayda, kazanın davalı sigortaya ihbar tarihinin 27.04.2008 olduğu, ekspertiz raporunun tanzim tarihinin ise 05.06.2009 olduğu anlaşılmakla davacının temyiz dilekçesinde belirttiği talebiyle bağlı kalınarak 20.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faize hükmedilmesi gerekirken yanlışlıkla dava tarihinden sonraki 20.06.2010 tarihinin esas alınması doğru değil, bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2.maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
3.Dava dilekçesinde talep edilen müddeabih yönünden davalı taraf hangi tarihte temerrüde düşmüşse ıslah edilen miktar yönünden de aynı tarihte temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir.
Somut olayda davacı vekili, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile şimdilik 8.000,00.-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 21.01.2011 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 322,00.-TL arttırarak toplam 8.322,00.-TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkeme tarafından dava kabul edilerek 8.322,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Mahkemece tazminatın tamamı yönünden temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davanın 8.000,00.-TL’lık kısmı için 20.06.2010 tarihinden,
ıslahla arttırılan ve mahkemece kabul edilen 322,00.-TL yönünden 21.01.2011 ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru değil bozma sebebi ise de; bu yöndeki yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1. bendinde yazılı “ Dava ve ıslahen arttırılan davanın kabulüne, dava konusu” ibaresinden sonra gelen “8.000,00 TL yönünden 20/06/2010 tarihinden ve ıslahen arttılan 332,00 TL yönünden ıslah tarihi olan 21.01.2011″ ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “8.332,00 TL’nin 20.06.2009″ ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı 371,92 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 2.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.