YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12416
KARAR NO : 2012/5520
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 3.276 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı sürücünün olayda tamamen kusurlu olduğunu belirterek 3.276 TL’nın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiş; yine eldeki dosya üzerinde birleştirilen Eskişehir 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/1736-1711 sayılı dosyasında dava tarihinden önce olduğu anlaşılan … mirasçıları hakkında açtığı davada 3.276 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı …, diğer davalı …’ın dava açılmadan önce 3.9.2009 tarihinde öldüğünü, ölü kişi hakkında dava açılamayacağını mahkemenin yetkisiz olduğunu, kusuru, hasarı kabul etmediğini, davacıya sigortalı aracın kendi aracının arkasından çarptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı … hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, eldeki dosya ile birleştirilen 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1736 sayılı dosyasında tekerrüre esas olmamak üzere 2.384,12 TL’nın 8.10.2009 ödeme Tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı …’dan tahsiline, birleşen 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1736-1711
sayılı dosyasında açılan davanın kısmen kabulü ile 2.384,12 TL’nın 8.10.2009 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile (2010/1281 Esas sayılı dosyasında tekerrüre esas olmamak üzere) davalılar …, …, … ve …’dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan TTK’nun 1301.maddesine dayanılarak karşı aracın işleteni ve sürücüsü aleyhinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
HUMK’nun 9/2 maddesi gereğince “davalı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılır. Şu kadar ki, kanunda dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise, davaya o mahkemede bakılır. Ancak davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir”. Yine aynı yasanın 21.maddesinde ise “haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunabilir” hükmü yer almaktadır.
TTK’nun 1301.maddesine göre kasko sigortası, hasar bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer. Bu sebeple sigortalı mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince sigortalı zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise, kasko sigortacısının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir. Kural olarak bir davada davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi aynı kanunun 21.maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Bir davada, birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakkına sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
Somut olayda davaya konu trafik kazası Çifteler’de meydana gelmiş; davalı …’ın ikametgah adresi de Çifteler’dir. Dava tarihinden önce ölmüş olan diğer davalı …’ın adresi dava dilekçesinde Eskişehir olarak gösterilmişsede, adına gönderilen tebliğ evrakı sevkle adresinin … köyü Çifteler olduğu belirtilerek bu adreste ölü olduğunu beyan eden kardeşi … imzasına tebliğ edilmiş, bu davalının mirasçıları (eşi ve çocukları) aleyhinde Eskişehir 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1736-1711 sayılı dosyasında açılan ve eldeki dosya üzerinde birleştirilen davada dava dilekçesinde Abbashalimpaşa köyü Çifteler davalıların adresi olarak bildirilmiş, kararda aynı adreste tebliğ edilmiştir.
Davalı … süresi içinde olay yeri ve ikamet adresi itibariyle mahkemenin yetkisiz Çifteler Sulh Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu belirterek yetki ilk itirazında bulunmuş mahkemece 30.11.2010 tarihli oturumda sigorta sözleşmesi Eskişehir’de yapıldığından davalının yetkiye ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı …, sigorta sözleşmesinin tarafı değil karşı aracın sürücüsüdür. HUMK’nun 9/2 ve 21.maddesi gereğince yetkili mahkemenin belirlenmesi gerekir. Kazanın meydana geldiği yer ve davalıların ikametgah adresleri Çifteler olmasına göre yetkili mahkeme Çifteler Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.
Bu durumda yetki itirazında bulunmayan diğer davalılar yönünden mahkemenin yetkisi kesinleşeceğinden mahkemece davalı …’ın yetki itirazının kabulü ile bu davalı hakkındaki davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde yetki itirazının reddi ile davalı … yönünden de işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de; davaya konu kaza 31.7.2009 tarihinde saat 21.00’de meydana gelmiştir. Davalı tanığı … olay günü davalıların traktöründe bulunduğunu, havanın yeni kararmaya başladığını, akşam ezanının okunmadığını, davacı taraf aracının hızlı olması nedeniyle traktöre arkadan çarptığını, traktörün arkasında ışık ve lambalarının olmadığını beyan etmiş, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda olayın gece vakti arka ışıkları olmayan traktöre sürakli seyreden davacıya sigortalı otomobilin arkadan çarpması biçiminde meydana geldiği, davalı …’in traktörün arka ışıkları olmadığı halde gece vakti trafiğe
çıkarak trafik emniyetini tehlikeye düşürmekle sebebiyet verdiği olayda %75 oranında, davacıya sigortalı araç sürücüsünün gece vakti kullandığı aracın hızını far ışığı mesafesinde görüş durumunun gereklerine göre ayarlamış olması gerekirken sürekli seyredip önde seyreden traktöre arkadan çarpmakla karıştığı olayda hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kuralını ihlalden %25 oranında kusurlu olduğu tesbit edilmiştir. Davalı … vekili olayın 31.7.2009 günü akşam ezanından önce olduğunu, günler uzun olduğundan havanın tam kararmadığını traktörün hiçbir ışığı olmasa dahi sigortalı araç sürücüsünün traktörü sollayıp geçmesinin mümkün olduğunu, aşırı süratli ve dikkatsiz olduğundan müvekkilinin kullandığı araca arkadan çarptığını, bilirkişi heyetinin kazanın gece olduğunu kabul ettiğini, o tarih ve saatte havanın kararıp kararmadığının meteorolojiden sorulmasını, bunun kusur durumunu değiştirebileceğini belirterek rapora itiraz etmiş ise de esasa ilişkin olmadığından bu talebin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davalı …’ın itirazı ve talebi doğrultusunda Meteoroloji Genel Müdürlüğünden 31.7.2009 tarihinde saat 21.00 sularında havanın kararıp kararmadığı, gün durumunun ne olduğu hususunun sorulması, verilecek cevaba göre gerektiğinde aynı bilirkişi kurulundan tarafların kusur durumlarında değişiklik olup olmayacağı hususunda ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 3.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.