YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12662
KARAR NO : 2012/5457
KARAR TARİHİ : 02.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı aracın davacılar murisine çarparak ölümüne neden olduğunu, davacıların desteklerini yitirdiklerini, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL. destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre ceza mahkemesi tarafından davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı belirtilerek beraatine karar verildiği, ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi olguların bağlayıcı olduğunu belirterek davalı sigortalısının kusuru bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Eyüp 3 Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/502 E. 20004 /1376 K. Sayılı dosyasında davalı sigortalısına ait araç sürücüsü Mehmet Kaplan hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme neden olma suçu nedeniyle yapılan yargılama sonunda beraat kararı verilmiş hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi Borçlar Kanununun 53. maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Borçlar
Kanununun 53. maddesinde, “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” Hükmü öngörülmüştür.Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun Hukuk Mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından Ceza Hâkiminin Hukuk Hâkiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. O halde bir Ceza Mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki Hukuk Mahkemesinde de kesin delil oluşturacağı açıktır. Hukuk Genel Kurulu – 2008/4-564 E, 2008/536 K
Dava konusu olayda ceza mahkemesi tarafından yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiş, dosyada mevcut raporlara göre davacılar desteği ölen yayanın tam kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hukuk mahkemesi hakimi ceza mahkemesi kararı ile belirlenen maddi olgu ile bağlı olup kusur oranları ve beraat kararı ile bağlı değildir. Kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında davacılar desteği yayanın asli, araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu, mahkemece alınan 7.1.2011 tarihli raporda ise yayanın 3/8, araç sürücüsünün ise 5/8 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.Mahkemece ceza mahkemesi dosyası getirilerek,kaza tespit tutanağı, kroki, bilirkişi raporu, ceza mahkemesi dosyasında alınan kusur oranına ilişkin raporlar, olayın oluş şekli, çarpma noktası gibi hususlar değerlendirilerek tarafların kusur oranlarının belirlenmesi için konusunda uzman İTÜ karayolları bölümü ve karayolları fen heyeti gibi kuruluşlardan seçilecek bilirkişi heyetinden ayrıntılı, denetime açık ve gerekçeli olarak rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 2.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.