Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12769 E. 2012/2249 K. 28.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12769
KARAR NO : 2012/2249
KARAR TARİHİ : 28.02.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, …İcra Müdürlüğü’nün 2008/26307 Takip, ….İcra Müdürlüğünün 2008/6734 Talimat sayılı dosyasından 17.12.2008 tarihinde haczedilen mahcuzların müvekkiline ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabülü ile haczin kaldırılmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, … İcra Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğunu, tarafları ve konusu aynı olan şikayet davası bulunduğundan bu davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, davacı ile borçlular arasında organik bağ bulunduğunu belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın tahsilini savunmuştur.
Borçluların Ticaret Sicil adresine gönderilen tebligatlar iade edilmiş, istihkak iddiasına itirazları olmadığından yeniden tebligat yapılmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre;dava konusu haczin borçlu ve borçlu şirket yetkilisinin yokluğunda davacı 3.kişi şirket yetkilisinin huzurunda,Ticaret Sicil, vergi levhası, oda sicil kayıt belgesi, kira sözleşmesi, sicil tastiknamesi ve talimat evraklarında gösterilen işyeri adresinde yapılmış olması, davalı borçlunun daha önce bu adreste faaliyet gösterir iken
bilahare bu adresi terk ettiklerinin ve adreste davacı şirketin faaliyet gösterdiğinin yeminle dinlenen tanık beyanları ile teyit edilmiş olması,ibraz edilen faturaların dava konusu mahcuzlara ait bulunması karşısında davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince 3.kişi tarafından açılmış istihkak istemine ilişkindir.
Somut olayda dava konusu haciz borçluların takip konusu senette bildirdikleri adreste ve yokluklarında yapılmıştır. Borçlular haciz adresini 1.11.2002-15.11.2008 tarihleri arasında kullanmış 15.11.2008 tarihinde adres değişikliği yapmışlardır. Ancak yeni adreslerine gönderilen tebligatların tanınmadığı gerekçesiyle iade edildiği anlaşılmaktadır. Davacı 3.kişi şirket ise haciz adresinde 1.3.2007 tarihinde şube açılışı yapmıştır. Bu durumda haciz adresinin 1.3.2007-15.11.2008 tarihleri arasında davacı 3.kişi ve borçlular tarafından ortak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yine Vergi Dairesinin 13.9.2011 tarihli yazısından borçlunun haciz adresine 1.6.2004 tarihinde nakil geldiği, ancak aralıklarla yapılan yoklamalarda borçlunun faaileyetinin bulunmadığı ve aynı adreste davacı 3.kişi şirketin faaliyette bulunduğunun tesbit edildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu haciz sırasında borçluya ait belgelerin bulunması, borçlular ile davacı şirket ortakları ve temsilcileri arasındaki yakın akrabalık bağı, aynı konuda faaliyette bulunmaları, haciz adresinin davacı ve borçlu şirket tarafından yirmi ay gibi süre ile birlikte kullanılması, borçlunun borcun doğumundan sonra haciz adresinden ayrılmış olmasına rağmen yeni adresinde tanınmaması gibi maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde davacı ile borçlunun birlikte çalıştığı, aralarında organik bağ bulunduğu, yapılan işlemlerin örtülü ve muvazaalı işyeri devri niteliğinde olması, davacı tarafından sunulan faturaların herzaman istenilen kişi adına düzenebilecek belgelerden olması 25.6.2007 tarihli faturanın davacı ile borçlunun haciz adresinde birlikte çalıştıkları dönemde düzenlenmiş olması gözönüne alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmeyen gerekçeyle davanın kabulü isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 28.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.