Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12790 E. 2012/4875 K. 18.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12790
KARAR NO : 2012/4875
KARAR TARİHİ : 18.04.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu Murat’ın üzerine kayıtlı taşınmazlarını mal kaçırma amaçlı davalılar … ve …’a sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, taşınmazı gerçek değerinden aldıklarını, üzerindeki ipoteği kendilerinin ödediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Özgüney’e usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların tapuda gösterilen değerleri ile gerçek değerleri arasında yapılan ödemelerde dikkate alındığında fahiş farkın bulunmadığı, davacı tarafından da davalılar arasında akrabalık ilişkisinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dava konusu davalı …’ya
yapılan taşınmaz satışı yönünden, taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtlarının bulunduğu hallerde, alıcının taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağı, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilerek, oransızlığın belirlenmesinde, tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarlarının da göz önünde tutulması gerekeceğinden, dava konusu taşınmazın ipotek ile yükümlü olarak satılması bakımından, edimler arasında fahiş farkın bulunmamasına, davalı 3. kişi Hamza ile borçlu arasında akrabalık, arkadaşlık veya ticari ilişki gibi borçlunun alacaklıdan mal kaçırma ya da alacaklıyı ızrar kastını bilecek bir durumun da kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, İİK.’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nın 278/III-2. maddesi uyarınca “kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler” bağışlama hükmünde sayılmış ve bu tasarrufların iyi niyet koşulu aranmaksızın iptale tabi oldukları kabul edilmiştir. Bu bedel farkının hesaplanmasında satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtlarının bulunduğu hallerde, alıcının taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağı, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilerek, oransızlığın belirlenmesinde, tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarlarının da göz önünde tutulması gerekecektir. Ayrıca lehine tasarruf yapılan üçüncü kişilerin resmi akit tablosunda belirtilen satış bedeli dışında daha fazla ödemede bulunulduğunun banka kayıtları gibi yasal ve geçerli belgelerle kanıtlanması da mümkündür.
Mahkemece dava konusu taşınmazların tapuda gösterilen değerleri ile gerçek değerleri arasında yapılan ödemelerde dikkate alındığında fahiş farkın bulunmadığı, davacı tarafından da davalılar arasında akrabalık ilişkisinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve toplanan deliller varılan sonuç için yeterli değildir.
Somut olayda, davalı …’a yapılan taşınmaz satışında tapuda gösterilen satış bedeli 20.000,00.-TL olmasına karşın, taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri 60.000,00.-TL olarak belirlenmesi bakımından bu hali ile değer farkı bulunduğunun kabul edilmesi gerekmekte ise de dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin satış tarihinden bir gün önce ödenerek kaldırılmış olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kim tarafından karşılanarak kaldırıldığı yönünde yeterli araştırma yapılmadığı gibi, resmi akit tablosunda belirtilen satış bedeli dışında daha fazla ödemede bulunulduğunun banka kayıtları gibi yasal ve geçerli deliller dışında tanık deliline dayanılarak ispatı da yeterli değildir. O halde mahkemece dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kim tarafından kaldırıldığı husunda varsa davacının delillerinin toplanarak ilgili bankalardan sorulup belirlendikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentlerde açılanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.