YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13092
KARAR NO : 2012/5471
KARAR TARİHİ : 02.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine vergi borcundan ötürü icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu …’nin üzerine kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalı …’e sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …’na usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davalı …’nin vergi dairesinden temin ettiği sahte haciz kaldırma yazısı ile Sakarya Gümrükönü Vergi Dairesinin dava konusu taşınmaz üzerine tatbik ettirdiği haciz şerhini kaldırdığı, davalı …’ın taşınmazın rayiç değerini ödeyerek satın aldığı, …’ın haczin kaldırılması işleminin usulsüz olduğunu bilmediği ve bilebilecek durumda olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı …’ın taşınmazın rayiç değerini ödeyerek satın aldığı, …’ın haczin kaldırılması işleminin usulsüz olduğunu bilmediği ve bilebilecek durumda olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç toplanan deliller ve dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasanın 28/2 maddesi uyarınca “kendi verdiği malın, aktin
yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler” bağışlama hükmünde sayılmış ve bu tasarrufların iyi niyet koşulu aranmaksızın iptale tabi oldukları kabul edilmiştir. Bu bedel farkının hesaplanmasında satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtlarının bulunduğu hallerde, alıcının taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağı, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilerek, oransızlığın belirlenmesinde, tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarlarının da göz önünde tutulması gerekecektir. Ayrıca lehine tasarruf yapılan üçüncü kişilerin resmi akit tablosunda belirtilen satış bedeli dışında daha fazla ödemede bulunulduğunun banka kayıtları gibi yasal ve geçerli belgelerle kanıtlanması da mümkündür.
Somut olayda, davalı …’a yapılan taşınmaz satışında tapuda gösterilen satış bedeli 10.300,00.-TL olmasına karşın, taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri 600.000,00.-TL olarak belirlenmiş olup, taşınmazın ipotek ve haciz ile yükümlü olarak satılmadığı da tapu kayıtlarında görülmektedir. Bunun yanında davalı …’ın resmi akit tablosunda gösterilen bedel dışında yaptığını iddia ettiği ödemelerin ispatı için ortaya koyduğu delillerin, banka kayıtları gibi yasal ve geçerli belgelere dayanmadığı da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda Dairemizin yerleşmiş içtihatları gözönüne alınarak taşınmazın tapuda gösterilen satış değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan değer farkının bulunduğunun dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 02.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.