Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/1516 E. 2011/1306 K. 17.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1516
KARAR NO : 2011/1306
KARAR TARİHİ : 17.02.2011

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili ve davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, Adana 3. İcra Muüdürlüğünün 2009/9239 Esas sayılı dosyasında trafik kaydına 01.10.2009 tarihinde haciz konulan… plaka sayılı aracın üçüncü kişi tarafından noterde yapılan sözleşme ile 04.06.2009’da satın alındığını, mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacakı) vekili, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) yetkilisi, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın haciz tarihinden önce noterde yapılan sozleşme ile satın alındığı, mülkiyetin üçüncü kişiye geçtiği” gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı vekili yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili ile masraf ve vekalet ücreti yönünden de davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İİK’nun 96/3. maddesi uyarınca, istihkak iddiasının haczi öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir.
Somut olayda, dava konusu araç 25.07.2009’da Kadir Bada isimli dava ve takip dışı şahsın zilyetliğinde yakalanmıştır. üçüncü kişi davayı icra dosyası içinde istihkak iddiasında bulunmadan, bu tarihten yaklaşık 2,5 ay kadar sonra, 10.11.2009’da açmıştır.
Bu durumda öncelikle, davanın süresinde olup olmadığının, bu bağlamda …’nin borçlu ve üçüncü kişi şirketlerle bağının araştırılması gerekir.
Davanın süresinde olduğu belirleniyorsa, işin esasına girilerek borçlu ve üçüncü kişi şirketlerin ilk kuruluşundan itibaren tüm ticaret sicil kayıtları getirtilmeli, mahcuzun borçlu şirketin mal varlığı içinde tek araç olup olmadığı belirlenmeli, satış bedelinin düşük olması ve aynı iş kolunda faaliyet gostermeleri de dikkate alınarak toplanan tüm delillere göre muvazaanın bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Ayrıca usul hükümlerine göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir.
Mahkemece tüm bu hususlar gözetilmeden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi isabetli degildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarnın kabuluyle hukmun BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklı ve davacı 3.kişiye geri verilmesine 17.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.