Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/1612 E. 2011/7035 K. 04.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1612
KARAR NO : 2011/7035
KARAR TARİHİ : 04.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait askeri araca, davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını belirterek, 19.937.28 TL’nın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, tazminatı ödeyecek gücünün bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, davalı …’e ait aracın, haberi ve onayı olmadan diğer davalı … tarafından alkollü ve ehliyetsiz olarak kullanımı sırasında kazanın meydana geldiği anlaşılmakla, davalı … hakkındaki davanın reddine, davalı … aleyhindeki davanın kısmen kabulü ile, 15.000.00 TL’nın, 31.12.2005 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin
2011/1612
2011/7035
hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 Sayılı KTK.’nun 107. maddesinde, ”İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin aracın çalınmasında veya gasp edilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamaz.“ hükmü yer almaktadır. Buna göre, işletenin sorumluluktan kurtulabilmesi için sadece aracının çalındığını kanıtlaması yetmemekte, çalınmanın önlenmesi bakımından; olağan, makul, uygulanabilir türden gerekli tüm önlemleri yerine getirdiği halde, çalınmanın önüne geçemediğini de kanıtlaması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı araç maliki/işleteni … jandarmada verdiği 01.01.2006 tarihli ifadesinde, “31.12.2005 günü, yanında çalıştırdığı … ile birlikte işyerini kapatarak birlikte rakı içtiklerini, araç iş yerinin önünde park halinde ve kontak anahtarı üzerindeyken, …’in ayrılarak kendisinden habersizce aracı alıp kullanırken kazaya karıştığını bildirmiştir. Bulancak Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2006/152 Esas ve 2008/204 Karar sayılı dava dosyasında, eylem, geçici bir süre kullanılıp sahibine iade edilmek üzere rızası dışında alının eşyanın TCK.’nun 146. maddesi kapsamında kullanma hırsızlığı olarak değerlendirilip, sanık …’in mahkumiyetine karar verilmiş, hüküm, temyiz edilmeksizin 23.10.2008 tarihinde kesinleşmiştir.
BK.’nun 53. maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hâkimi, ceza hâkiminin, sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararının bu yönleri ile bağlıdır.
Bu durumda mahkemece, davalı işleten …’in, aracını işyerinin önüne park etmesi sırasında çalınmayı önleyici gerekli tedbirleri almadığı, hasardan sorumlu olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu
2011/1612
2011/7035
bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 4.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.