Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/1840 E. 2011/10074 K. 31.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1840
KARAR NO : 2011/10074
KARAR TARİHİ : 31.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, karıştığı trafik kazası sonucu hasarlandığını, başvuruya rağmen davalı … şirketince ödeme yapılmadığını belirterek, 10.938.93 TL hasar bedelinden, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 8.000.00 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazaya ilişkin herhangi bir tutanak ve belge bulunmadığını, kaza ve hasarın uyuşmadığını, sürücünün çelişkili beyanda bulunduğunu, talebin fâhiş olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana geliş şekline ilişkin herhangi bir tutanak düzenlenmediği, sürücünün beyanlarının çelişkili olduğu, hasarın belirtilen şekilde oluşmadığı, sigortalının yükümlülüklerini yerine getirmediği, rizikonun teminat kapsamında kaldığının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre; gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptık-
ları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.’nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.5. maddesi ve TTK.’nun 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilâmları)
Somut olayda, 19.09.2009 tarihli kazaya ilişkin herhangi bir tutanak ve belge yok ise de, davacı taraf delil tespit raporu aldırmış, süresi içinde rizikoyu ihbar etmiştir. Keza, sigortalı aracın daha önce 14.08.2009 tarihli kazaya karıştığı ve ödeme yapıldığı da sabittir. Yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında, aracın iddia edilen yer ve zaman dışında hasarlanıp hasarlanmadığı önemli olup, bu durum ispat külfetini etkilemektedir. O halde, uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kazanın ihbar edilen yerde ve şekilde meydana gelip gelmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Davalı vekili, kazanın, beyan edildiği gibi, ışıklarda duran bir otobüse arkadan çarpma şeklinde meydana gelmediğini, aracın başka bir yer ve zamanda hasarlanabileceğini savunmuştur. Hükme esas alının bilirkişi raporunda, hasarın, beyan edildiği gibi, önünde duran otobüse arkadan çarpma şeklinde olmadığı, önce kaldırım veya benzeri bir cisme alttan çarpmakla, daha sonra savrularak yüksek bir kamyon kasasına ve başka bir cisme çarpması şeklinde meydana geldiği kanaati açıklanmıştır.
Bu durumda mahkemece, kazaya ilişkin resmi tutanak ve belge ibraz edilmemesi, salt bu nedenle tazminat isteme hakkının düşmesi sonucunu doğurmadığından, rizikonun teminat dışında kaldığının davalı … şirketince somut delillerle ispatlanması gerekmekte olup, davalı taraftan delilleri sorularak, rizikonun meydana geliş biçimi ve teminat kapsamında olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.