YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1945
KARAR NO : 2011/10855
KARAR TARİHİ : 21.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araç seyir halindeyken, davalı kurum tarafından hiçbir uyarıcı işaret konulmadan yol üzerine bırakılan beton dubalara çarpması sonucu hasarlandığını, olayda davalının tam kusurlu olduğunu, sigortalıya ödenen 15.127.00 TL’nın fer’ileriyle birlikte rücuen tahsili için başlattıkları ilâmsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın meydana geldiği yerin müvekkili kurumun sorumluluğunda olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, kusur oranını ve tazminat miktarını kabul etmediklerini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaliyle takibin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut kaza tespit tutanağında, yol sorununa ait işaretleme yapmayan, beton dubaları uygunsuz biçimde bırakan kurum asli kusurlu olarak belirtilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü 1.Bölge Müdürlüğü’nün 04.10.2007 tarihli yazısında, kazanın meydana geldiği yolun Karayolları sorumluluk alanında bulunmadığı bildirilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalının bu savunması üzerinde durulup, kazanın meydana geldiği yolun hangi kurumun sorumluluğunda bulunduğu araştırılarak, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre:
2918 Sayılı KTK.’nun 6099 sayılı Yasa’nın 14. maddesi ile değişik 110. maddesinde; “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.” hükmü yer almaktadır.
Bir kamu hizmeti görmekle yükümlü davalı idareye, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 7/a maddesinde, karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak görevleri verilmiş bulunmaktadır. Bu görevin 2918 Sayılı Yasa’da verilmiş olması, bunun ihlâli nedeniyle oluşacak zarardan dolayı idarenin özel hukuk hükümlerine tabi olacağı sonucu çıkarılamaz. Hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar yönünden, idare aleyhine tam yargı davasının idari yargı yerinde açılması gereklidir. Esasen, 2918 Sayılı Yasa’nın hukuki sorumluluğa ilişkin 85. v.d. maddelerinde, araç işletenin sorumluluğu düzenlenmiş olup, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan sorumluluğu bu yasa kapsamı dışında tutulmuştur.
O halde mahkemece, görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınacağından, idari yargının görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 21.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.