Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/2124 E. 2011/9536 K. 20.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2124
KARAR NO : 2011/9536
KARAR TARİHİ : 20.10.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 4.936,66 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, tazminatın tahsili amacıyla Körfez İcra Müdürlüğünün 2009/3275 sayılı dosyasında davalılar hakkında icra takibi yapıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, kazaya karışan aracın ZMSS poliçesi olduğunu, zararın diğer davalı … şirketinden talep edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …Ş vekili, Körfez İcra Müdürlüğünün 2009/3275 sayılı takip dosyasında icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, öncelikle davacının yetkili icra dairesinde takip yapması ve daha sonra dava açması gerektiğini, ZMSS poliçesinin primi ödenmediğinden başlangıcından itibaren iptal edildiğini ve poliçenin aslının müvekkilinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, aracını haricen sattığını, kazayı kendisinin yapmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı …Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin
kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigortalısına ödenen hasar bedelinin davalılardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
HUMK.nun 9.maddesinin 2. fıkrasında (6100sayılı HMK’nın 7. maddesinde) “Davalı birden fazla ise dava bunlardan birinin ikametgahı mahkemesinde açılır. Şu kadar ki; kanunda dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise davaya o mahkemede bakılır. Ancak davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtilen veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir” denilmektedir.
Yine aynı yasanın 21. maddesinde (6100 sayılı HMK’nın 16. maddesinde) ise ” Haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunabilir.” hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan 2918 sayılı KTK.nun 110 maddesinde ise, ” Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde açılabilir.” ifadesine yer verilmiştir.
Bu yetki kurallarından hiç birisi kamu düzenine ilişkin ve kesin yetki kurallarından değildir. Dolayısıyla HUMK.nun 23. maddesi ( 6100 sayılı HMK’nın 19. maddesi) uyarınca yetkisiz mahkemede aleyhine dava ikame olunan kimse esasa girişmezden evvel bu hususta bir itirazda bulunmazsa o mahkemenin yetkisini kabul etmiş addolunur.
Davalı borçluların icra takibinde borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz etmesi durumunda mahkemece İİK.nun 50. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenir ve takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı sonucuna varılırsa davanın esasının incelenmesine geçilir. Eğer icra dairesinin yetkisiz olduğu anlaşılırsa davanın bu nedenle reddi gerekir. İİK.nun 67.maddesine dayanan itirazın iptali davasının takip yapılan icra dairesinin yetki çerçevesinde açılacağını gösteren bir hüküm de yoktur.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı … şirketine kasko sigortalı olan araca davalıların sürücü ve işleteni olduğu ve diğer davalıya ZMSS ile sigortalı aracın çarpmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin bulunmaktadır.
TTK.nun 1301.maddesi hükmü gereğince Kasko sigortacısı sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer. Bu sebeple sigortalı mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince sigortalı, zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise kasko sigortacısının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir. Davada, işleten sürücü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının yer aldığı durumlarda davanın hukuki dayanağı TTK.nun 1301. maddesi yanında 2918 sayılı Kanunun 85 ve devamı maddelerinde yazılı hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıktır. Kural olarak bir davada davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi HUMK.nun 21. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Bunların yanında ve öncelikle 2918 sayılı KTK.nun 110. maddesi uyarınca motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, ZMSS ve İMSS yapan şirketler aleyhine de işleten ve sürücü ile birlikte açılması halinde hem bu kanun hem de HUMK.nun 9.(6100 sayılı HMK’nın 7.) maddesi uyarınca bu davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir. 2918 sayılı KTK.nun 110. maddesinin son cümlesinde yer alan ” kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de dava açılabileceği” belirlemesi kesin yetki kuralı olmayıp davacıya tanınan seçimlik bir haktır.
Bir davada, birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açar ise o zaman seçme hakkı ilk itiraz olarak davalılara geçer. Mahkeme yetki itirazının süresinde yapılıp yapılmadığını re’sen gözetmek zorundadır. Zira bu hak düşürücü sürelerdendir. Süresinde yetki itirazında bulunmayan davalı-borçlular yönünden icra dairesinin ya da mahkemenin yetkisi kesinleşir.
Somut olayda trafik kazası İzmit’te meydana gelmiş, davalı … Gölcük davalı … Adıyaman adresinde ikamet etmekte olup davalı … şirketinin genel müdürlük adresi Beyoğlu’dur. ZMSS poliçesinde Karadeniz Ereğli’sinde düzenlenmiştir.
Davacı vekili bu adreslerden farklı olarak Körfez İcra Müdürlüğünün 2009/3275 sayılı takip dosyasında tüm davalılar hakkında 4.936,66 TL asıl alacak ve ferileri yönünden icra takibi yapmış; davalı …Ş vekili süresinde icra dairesinin yetkisine ve borca, davalı … sadece borca itiraz ederek takibi durdurmuşlardır. Davalı …’in ise takibe itirazı olmadığından hakkında yapılan icra takibi kesinleşmiştir. Davalı …Ş itiraz dilekçesinde Beyoğlu İcra Daresinin yetkili olduğunu bildirmiştir. Bunun üzerine davacı vekili takibe itirazı bulunmayan … de dahil olmak üzere tüm davalılar hakkında Kocaeli Sulh Hukuk Mahkemesine eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Davalılar … ile … davanın esası hakkında savunma yapmışlar, davalı … şirketi vekili, icra dairesinde yetki itirazında bulunduklarını davacının öncelikle yetkili icra dairesinde takip yapıp daha sonra itiraz halinde itirazın iptali davası açması gerektiğini belirttikten sonra esasa yönelik savunmasını bildirmiştir.
Bu durumda mahkemece; icra takibine hiç itirazının bulunmaması nedeniyle hakkında yapılan icra takibi kesinleşen davalı … hakkında itirazın iptali davası açılmasında davacının hukuki yararı ve dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde yanlış gerekçe yazılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi davalılar hakkında icra takibi yapılan Körfez İcra Müdürlüğünün ne davalıların ikametgahı, ne davalı … şirketinin acentasının bulunduğu yer. ne de kazanın meydana geldiği yer itibariyle yetkili olmayıp davalı …Ş vekilinin icra müdürlüğünün yetkisine ilk itirazının yerinde olması nedeniyle yetkili bir icra dairesinde usulüne uygun şekilde yapılan icra takibi olmadığından geçersiz takibe dayanılarak itirazın iptali davası açılamayacağından davanın davalı …Ş yönünden bu gerekçe ile dava şartı yokluğundan
reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde yanlış gerekçe gösterilerek reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de, davalı …; ne icra müdürlüğünde yapılan icra takibine itiraz dilekçesinde; ne de itirazın iptali davasına verdiği cevap dilekçesinde icra dairesinin ya da mahkemenin yetkisine itiraz etmemiş sadece borcun ve davanın esasına ilişkin itirazlarını bildirmiştir. O halde süresinde yetki ilk itirazında bulunmayan davalı … yönünden mahkemenin yetkisinin kesinleştiği gözönünde bulundurularak bu davalı hakkında yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması da isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı …Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı … şirketine geri verilmesine 20.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.