YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2257
KARAR NO : 2012/4090
KARAR TARİHİ : 04.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … ve …. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili, davalı Feyzullah’ın sürücüsü ve işleteni, davalı … şirketinin trafik sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu müvekkilinin yaralanarak daimi maluliyete uğradığını açıklayarak, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın davalı Feyzullah’tan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacılar vekili, …’in dava devam ederken vefatı üzerine, mirasçıları yönünden aynı kazaya dayalı olarak 26.272,59 TL ( 5.000,00 TL…’ dan mükerrer olmamak kaydı ile ) maddi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, meydana gelen kazada davacının da kusurunun bulunduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ve kabulünün mümkün bulunmadığını belirterek, açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı …Ş. vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile, 26.272,59 TL maddi tazminatın her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu alacağa davalı … ile ilgili 12/03/2005, davalı … yönünden 03/03/2008 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 20.000,00 TL manevi tazminatın 12/03/2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı … dan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Feyzullah vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece benimsenerek hükme esas alınan 19.03.2007 tarihli bilirkişi raporunda, sürekli iş göremezlik zararı, öğretmen olan davacının almış olduğu maaşı üzerinden hesaplanmıştır. Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalardan davacının öğretmen olarak görev yaptığı, devlet memuru olduğu ve dava konusu olaydan sonra da öğretmen olarak görevine devam ettiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde her ne kadar davacının kazadan önce vücut geliştirmeyle uğraştığı, milli antranörlük yaptığı belirtilmiş ise de; buna ilişkin davacı tarafça dosyaya herhangi bir delil ibraz edilmemiş ve dolayısıyla bu durum davacı tarafça ispatlanamamıştır. Bu durumda; aynı işi başkalarına göre daha fazla efor sarfederek yapmak zorunda kalan davacının aktif dönem zararının net asgari ücret üzerinden hesaplanması daha uygun olacaktır. Mahkemece, yukarıda açıklanan olgular gözetilmeksizin, sürekli iş göremezlik zararının davacının almaya devam ettiği maaşı üzerinden hesaplandığı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
2-Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre; sürekli iş göremezlik zararının hesabında, PMF yaşam tablosundan faydalanılarak, öncelikle davacının muhtemel yaşam süresi belirlenmekte ve davacının bu süre zarfında hayatta kalacağı kabul edilerek ileriye dönük olarak farazi bir hesaplama yapılmaktadır. Davacı …, yargılama devam ederken 04.08.2007 tarihinde vefat etmiş ve dava mirasçıları tarafından takip edilmiştir. Buna göre, yerel mahkemece davacı …’in kaza tarihinden ölüm tarihine kadar geçen süredeki iş göremezlik zararının tespit edilerek bu miktara hükmedilmesi gerekirken, davacıların sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde, 45 yaşında vefat eden davacının 60 yaşına kadar yaşayacağı kabul edilerek aradaki dönem için fazla hesaplama yapan 19.03.2007 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması doğru bulunmamıştır.
3-Hakim, manevi tazminata Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre, özel durumları göz önünde tutarak adalete uygun olarak hükmeder. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Bu durumda hükmedilen manevi tazminat miktarı, somut olayın özellikleri, kaza tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın meydana gelmesindeki etkiler gibi hususlar birarada değerlendirilerek belirlenmelidir. Somut olayda; davalı Feyzullah işçi olup, kaza tarihi de değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla olup, bozmayı gerektirmiştir.
4-Davalı … şirketi kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup, 2918 sayılı KTK’nun 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2-b. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Somut olayda davacının davalıya başvuru tarihiyle ilgili dosyada bilgi veya belge bulunmamakla birlikte, asıl dava 03.08.2005 tarihinde birleşen dava davalısı HDI Sigorta A.Ş.’ye ihbar edilmiştir ve davalı davadan haberdar olmuştur. Buna göre, mahkemece yukarıda anılan hükümler çerçevesinde davalı … şirketinin temerrüt tarihinin tespit edilerek bu tarihten itibaren faizle yükümlü tutulması gerekirken, yazılı şekilde birleşen dava tarihi olan 03.03.2008 tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … şirketi vekilinin, (1), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı .. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma kapsamına göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına
, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … Şirketi ve Feyzullah Bağcı’ya geri verilmesine 4.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.