Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/2501 E. 2011/7247 K. 07.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2501
KARAR NO : 2011/7247
KARAR TARİHİ : 07.07.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2009/22692 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü’nün 2009/3127 Talimat sayılı dosyasında yapılan 26.08.2009 günlü haczin yasal bir dayanağının olmadığını, haciz tehdidi altında borcun dosyaya depo edildiğini, belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava şikâyet başvurusu olarak açılmışsa da HUMK’nun 76. maddesi uyarınca hukuki nitelemenin hâkime ait olduğu ve davanın istihkak olarak kabulü gerektiği, takip alacaklısı ve borçlusunun davaya dâhil edilmesinin kararlaştırıldığı, ancak davacının verilen kesin süre içinde ara karar gereklerini yerine getirmediği, öte yandan üçüncü kişi ve borçlu şirketler arasında ortaklar itibarı ile organik bağ bulunduğu, HUMK’nun 159, 163. maddeleri gereğince davanın reddi gerektiği“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dilekçesi içeriğine ve sonuç bölümüne göre uyuşmazlık, üçüncü kişinin mülkiyet hakkına dayalı olarak açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
2011/2501
2011/7247
HUMK’nun 76. maddesi uyarınca hâkim, tarafından davanın istihkak olarak kabul edilip, takip alacaklısı ve borçlusunun davaya dâhil edilmesinin kararlaştırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ne var ki bu konuda verilen kesin sürelerin hiçbirisinde kesin süreye uyulmaması halinde davanın bu nedenle reddedilebileceği ihtaratı yapılmamıştır. Bu durumda Mahkemece verilen kesin sürelerin HUMK’nun 163. maddesi hükmüne göre hukuki sonuç doğurabilecek mahiyette olmamasına rağmen kesin süreye uyulmadığı gerekçesi ile yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; taraf teşkili sağlanmadığı halde işin esasına da girilerek üçüncü kişi ve borçlu şirketler arasında organik bağ bulunduğunun belirtilmesi ve buna davanın reddi gerekçeleri arasında yer verilmesi hatalı olmuştur.
2)Diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 7.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.