Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/3235 E. 2011/10297 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3235
KARAR NO : 2011/10297
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak ve tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı istihkak davasının kabulüne, tasarrufun iptali davasının reddine dair verilen hükmün süresi içinde karşı davacı (davalı) alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, İzmir 4.İcra Müdürlüğü’nün 2008/3969 Takip sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/114 Talimat sayılı dosyasında yapılan 07.03.2009 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait olduğunu, davacı ve borçlunun kesinleşen mahkeme kararı uyarınca boşandığını ve mahcuzların aralarında imzalanıp Mahkemece onaylanan protokol uyarınca tazminat ve nafaka bedeli olarak davacıya bırakıldığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (karşı davacı alacaklı) vekili, üçüncü kişi ve borçlunun ödeme emrinin tebliğinden sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak boşandıklarını, borçlu adına kayıtlı taşınmaz ile içindeki eşyaların takip tarihi itibarı ile borçluya ait olduğunu, hacizde borçluya ait özel eşyaların ve seçmen bilgi kağıdının görüldüğünü, İİK’nun 279. maddesi gereğince davacının eşi olması nedeni ile borçlunun alacaklıya zarar verme kastı ile hareket ettiğini bildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “haczin yapıldığı konutun içindeki eşyalarla birlikte takip tarihinden önce kesinleşen boşanma kararına ekli protokol uyarınca üçüncü kişiye bırakıldığı, öte yandan davacının kendi gelirinin de bulunduğu, bir kısım eşyalara yönelik faturalar sunulduğu, borçlu ile birlikte aynı evde oturduklarına dair delilin elde edilemediği“ gerekçesi ile istihkak davasının kabulü ile tasarrufun iptaline yönelik karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, karşı davacı (davalı) alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 97/17. maddesinde karşı dava olarak düzenlenen tasarrufun iptali davaları da istihkak davaları gibi dava değeri üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcına tabidir ve dava açılırken 1/4’ünün peşin olarak yatırılması gerekir.
Somut olayda tasarrufun iptali davası dilekçesi cevap dilekçesi ile sunulmuş, ancak açılmak istenen davanın başvurma ya da peşin harcı yatırılmamıştır. Bu durumda karşı davacı sıfatını kazanamayan alacaklı taraf yönünden tasarrufun iptali davası ile ilgili hüküm kurulup davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. (HGK 21.02.2001, 1/147–173)
Bu koşullarda dava konusu uyuşmazlığın sadece, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca ileri sürdüğü “istihkak iddiasına” ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece üçüncü kişinin açtığı istihkak davası kabul edilmiştir. Ne var ki karı koca olan üçüncü kişi ve borçlu, borcun doğumundan ve hatta takip tarihinden sonra açılan davada anlaşmalı olarak boşanmışlardır.
Diğer yandan boşanma kararının verilmesinden sonra yapılan dava konusu haciz, ödeme emrinin tebliğ edildiği, icra takibine dayanak senet üzerinde de gösterilen takip adresinde yapılmış, bu sırada takip borçlusuna ait eşyaların ve bir kısım belgelerin bulunduğu da tespit edilip haciz tutanağına geçirilmiştir.
Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre bu koşullarda tarafların birlikte yaşamaya devam ettikleri halde, alacaklıdan mal kaçırmak amacı ile danışıklı olarak boşandıklarının kabulü gerekir.
Üçüncü kişinin açtığı istihkak davasının reddi gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle karşı davacı (davalı) alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden karşı davacı (davalı) alacaklıya geri verilmesine 3.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.