YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3236
KARAR NO : 2011/4706
KARAR TARİHİ : 12.05.2011
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2007/13689 sayılı takip dosyasından yazılan talimat uyarınca, Şişli 1. İcra Müdürlüğü’nün 2007/2315 Talimat sayılı dosyasında yapılan 19.10.2007 günlü hacze konu menkullerin davacıya ait faturalı mallar olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, iki şirket arasında unvanları, adresleri ve ortakları itibarı ile bağ da bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, borçlu şirketin mali krize girmesi nedeniyle davacı şirketin kurulduğunu, alacaklıdan mal kaçırmak için birlikte danışıklı işlemler yaptıklarını, unvan benzerliğinin yanı sıra çalışanlarının da aynı kişiler olduğunu, haczin borçlunun şube adresinde yapıldığını, bu sırada borçluya ait belgelerin ele geçtiğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “haczin borçlu şirket adresinde yapılmadığı ve tutanağın 4 ve 12. sıralarında kayıtlı menkuller dışındaki mahcuzların davacı şirket kayıtlarında yer aldığı, borçlu ve üçüncü kişi arasında danışıklı işlemler yapıldığını kanıtlamaya elverişli delilerin sunulamadığı, tazminata ilişkin yasal koşulların da oluşmadığı“ gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Borçlu şirketin bir kısım eski çalışanı 2010 yılında davacı şirkette çalışmaya başlamışlarsa da bunların sayısı ve borçlu şirketteki çalışma süreleri dikkate alındığında bu durumun tek başına muvazaalı iş yeri devri yapıldığını kanıtlamaya elverişli nitelikte kabul edilmeyeceği düşünülmüştür.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 317,35 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı alacaklıdan alınmasına 12.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.