Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/3269 E. 2011/11195 K. 24.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3269
KARAR NO : 2011/11195
KARAR TARİHİ : 24.11.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’nün 2006/15915 Takip sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, Üsküdar 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/2095 Talimat sayılı dosyasında yapılan 05.10.2007 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, haciz adresinin franchise anlaşması uyarınca… Spor Merkezi olarak işletildiğini, ancak spor salonunun borçlu ve borçla ilgisinin bulunmadığını, davacı şirket ortağı ve … arasında husumet bulunduğunu, mahcuzların borçlulara ait olmasının mümkün bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin borçlunun faaliyet adresinde yapıldığını, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünü, hacizde borçluya ait tabelaların kullanıldığının tespit edildiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin borçlu şirketin 06.11.2006’da ayrıldığı, üçüncü kişi şirketin faaliyet adresinde yapıldığı, ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edilmediği, ancak hacizde borçluya ait belgelerin ve tabelanın görüldüğü, borçlunun resmi olarak ayrıldığı haciz adresini şube olarak kullanmaya devam ettiği, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı hareket ettikleri, sunulan faturaların da irsaliyelerinin bulunmadığı ve borç tarihinden sonra düzenlendiği“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz adresi borçlu şirketin 13.02.2006 tarihinden önce çalıştığı eski faaliyet adresi olup, burada borçlu şirkete ait tabelaların da görüldüğü haciz sırasında tespit edilip tutanağa geçirilmiştir. Buna göre İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olup, ispat yükü altında bulunan üçüncü kişi, karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir.
Davacı vergi levhası, icra takip dosyaları gibi bir kısım delillerin yanı sıra borçlu … ile imzaladıkları 08.05.2007 tarihli franchise sözleşmesi ile 03.08.2006’da feshedildiği belirtilen borçlu şirket ile imzalanmış 30.01.2006 tarihli ortaklık sözleşmesi ve faturalar sunmakta, diğer yandan davacı şirket ortağı ve … arasında husumet bulunduğunu, mahcuzların borçlulara ait olmasının mümkün bulunmadığını belirterek icra takip dosyalarına dayanmaktadır. Mahkemece bu sözleşmelerin ve faturaların gerçek ve geçerli olup olmadığı, faturaların mahcuzlara uygunluğu, üçüncü kişi ve borçlu arasında husumet bulunup bulunmadığı konuları yeterince araştırılıp değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.
Gerçekten de üçüncü kişi ve borçlu şirketlerin ticaret sicil kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığı ile yaptırılacak inceleme sonucunda bahsi geçen sözleşmelerin gerçek ve geçerli olduğu belirlenebilirse bu kez haciz adresindeki mahcuzların mülkiyetinin kime ait olduğu konusunun da sözleşme türlerine ve içeriğine göre ayrıca değerlendirilmesi, bu sırada 03.08.2006 tarihli fesih protokolündeki hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir. Öte yandan sunulan faturaların gerçek olup olmadığının tespiti ile mahallinde uzman bilirkişi refakatinde yapılacak inceleme ile mahcuzlara uyup uymadığının araştırılması, ayıca davacının
dayandığı icra takip dosyalarının içeriği de sonuca etkili olacaktır.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.