Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/3272 E. 2011/8397 K. 29.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3272
KARAR NO : 2011/8397
KARAR TARİHİ : 29.09.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, … 13. İcra Müdürlüğü’nün 2008/8048 Takip sayılı dosyasında yapılan 01.07.2009 günlü hacze konu altınların üçüncü kişi …’e ait olduğunu, kızı olan diğer davacı … ile haciz adresinde yaşadıklarını, … ile borçlu …’in karı koca olduğunu ancak mahkeme kararı uyarınca ayrı yaşadıklarını, belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, haciz adresinin mülkiyetinin borçlu …’e ait olduğunu, resmi kayıtlarda da bu durumun açıkça göründüğünü belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildi yerde değil, üçüncü kişinin adresinde yapıldığı, kapının çilingir marifeti ile açıldığı ve ziynet eşyalarının haczedildiği, üçüncü kişinin borçlunun kayınvalidesi olduğu, ancak borçlunun ziynet eşyaları ile ilgisinin bulunmadığı, İİK’nun 99. maddesi gereğince karinenin üçüncü kişi yararına olduğu, hacze ilişkin İİK’nun 97. maddesinin uygulanmasının ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacağı ve ispat yükü altında olan alacaklının karinenin aksini kanıtlamaya elverişli güçlü delilleri sunamadığı” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
“Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur.” (İİK’nun 97/a, birinci fıkra, üçüncü cümle) Bu yasal karine borçlu ile birlikte oturan kadın, erkek ve çocuk yararınadır. Karinenin aksini ispat yükü ise alacaklı tarafa düşmektedir.
Somut olayda, davacı … damadı olan borçluya ait evde oturduğunu belirterek hacze konu altınların tamamının kendisine ait olduğunu iddia etmektedir.
Haczedilen altının bir bölümü yüzük, bilezik, kolye şeklinde ziynet eşyası iken geri kalan 21 tanesi cumhuriyet altını, yarım ve çeyrek altın niteliğindedir. Altın ziynet eşyaları yönünden mülkiyet karinesi üçüncü kişi … yararınadır ve alacaklı taraf bu yasal karinenin aksini kanıtlamaya yönelik güçlü ve kesin delilleri sunamamıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin 01.07.2009 günlü haciz tutanağının 5–14. sırasındaki 10 parça mahcuza yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Haciz tutanağının 1–4. sırasındaki 21 tane altın yönünden ise haczin borçlunun konutunda yapılması nedeni ile mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır ve bu kez ispat yükü altında olan üçüncü kişi karinenin aksini kanıtlamaya yönelik güçlü ve kesin delilleri dosyaya sunmak durumundadır. Davacı taraf mahcuzların kendisine ait olduğuna dair herhangi bir delil sunamamıştır ancak, borçlunun haciz tarihinde başka bir adreste ikamet ettiğini iddia ederek karinenin üçüncü kişi yararına olduğunu belirtmiştir.
İİK’nun 8/son maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, borçlunun haciz adresinde ikamet ettiği site yöneticisi ve güvenlik görevlisi beyanı ile sabittir. Davacının sunduğu ayrılık kararı ve nakil belgesi ise borcun doğumundan ve takip tarihinden sonra alınmıştır ve bu yönü ile haciz tutanağındaki tespitleri ortadan kaldırmaya elverişli olmadığının kabulü gerekir.
Mahkemece bahsi geçen 21 adet altın yönünden karinenin alacaklı yararına olduğu ve aksinin üçüncü kişi tarafından kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi yerine mahcuzların tamamının ziynet eşyası olarak kabulü ile işin esasına yönelik yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre; Dava konusu mahcuzlara yönelik istihkak iddiasında bulunmayan … hakkında taraf sıfatı taşımadığından bu nedenle hakkındaki davanın reddine karar verilmemeside hatalı olmuştur.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 29.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.