YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3426
KARAR NO : 2011/10523
KARAR TARİHİ : 14.11.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, 01.11.2007 tarihinde karıştığı kaza sonucu pert olduğunu, davalı … şirketine ihtarname ile başvurmalarına rağmen hasar bedelinin ödenmediğini iddia ederek kasko bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının kaza sonrası olay yerini terk ettiğini, kazanın oluşu ve sonuçlarına göre davacının kazayı hiçbir yaralanmaya maruz kalmadan atlatmış olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle hasarın teminat dışında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK’nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda, yargılama aşamasında sigortalı araç üzerinde rehin hakkı sahibi olan dava dışı Finans Bank Ataşehir Şubesi olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı bulanan söz konusu bankadan dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığının araştırılması, bankanın muvafakatı sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de;
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin geçikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, davalı … şirketine kaskolu olan davacıya ait araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlülük süresi içerisinde meydana gelediği taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu değildir. Ancak, rizikoyu doğuran olayın araç sürücüsünün iddia edilen kişi olmayıp başka bir kişinin olduğu ve bu şekilde trafik kazasının gerçeğe uygun biçimde sigortacıya bildirilmediği, doğru ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği iddia edilmiştir.
Trafik kazası sonrası tutulan 1.11.2007 tarihli kaza tesbit tutanağında … plakalı araç sürücünün … olduğu tesbit edildiği halde davaya konu … plakalı araç sürücüsünün kaza sonucu olay yerinden ayrıldığından tutanağa isminin yazılmadığı, ancak aradan birbuçuk iki saat sonra araç sürücüsü olduğunu iddia eden … Jandarma Karakoluna gelerek ifade verdiği anlaşılmıştır. Davalı sigortanın aratırma tutanağında da karşı araç sürücüsü … kaza sonrası araç sürücüsünün ormana kaçtığını söylemiştir. Davalı sigortacı,
araştırma raporunun dışında araç sürücünün değiştirildiğine dair somut deliller sunamamışlardır. Oysa davacı tarafça ibraz edilen belgelere (hastane kayıtları, ifade tutanakları, hasar keşif raporu vs.) göre araç sürücüsünün … olduğu anlaşılmıştır. (Yargıtay HGK.nun 10.12.1997 gün 1997/11-772,1043, HGK.nun 16.12.1998 gün 1998/11-872 1998/905, HGK.nun 8.12.2010 gün 2010/17-596 2010/641 sayılı ilamları)
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davalı …, araç sürücüsünün … dışında bir kişinin olduğunu, hasarın teminat dışında kaldığını somut delillerle kanıtlayamadığından işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.