YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3850
KARAR NO : 2011/10273
KARAR TARİHİ : 03.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının yönetimindeki araçla müvekkiline ait araca çarparak hasarladığını, davalının olayda tamamen kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracında 94.022,24 TL tutarında hasar meydana geldiğini, davalı aracının trafik ve ihtiyari mali sorumluluk sigortalarından 81.000 TL tahsil edildiğini belirterek bakiye 13.022,24 TL’nın yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmadığı gibi davaya yazılı olarakta cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 8.928,98 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Bir davada yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK’nun 73.maddesinde çok açık bir şekilde uygulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişinin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Kural olarak tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır (Tebl.Kan.10.maddesi). Tebliği alacak kişi bu adreste bulunmamışsa, tebliğ memuru bulunabileceği yeri araştırır. Bulamazsa durumu, mahalle, köy muhtarlıklarına doğruluğunu onaylatmak suretiyle tesbit eder. Tebligat Kanunu’nun 21 ve ilgili Tüzüğün 28.maddelerinde tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina halinde yapılacak işlemler adım adım anlatılmıştır.
Temyize konu yargılamada, dava dilekçesi … adresine tebliğe gönderilmiş, bu adreste muhatabın tevziat saatlerinde nerede olduğu araştırılıp belirtilmediği gibi, tebligat evrakının hangi mahalle muhtarlığına tebliğ edildiği de bildirilmeyerek, dava dilekçesinin davalıya Tebligat Kanunu’nun 21 ve Tüzüğün 28.maddelerine uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Mahkeme kararı da aynı adrese tebliğ için gönderilmiş ise de alınan 2.adrese sevk edilerek Yerceköyü No:10 Hendek/Sakarya adresinde davalı ile birlikte sakin yeğeni Nazmi Özdemir’e imza karşılığı teslim edilmiştir. Davalı, gerekçeli karardan haricen haberdar olduğunu, tarafına tebligat yapılmadığını, Yarıca köyü No:10 Hendek/Adapazarı adresinde olduğu halde tebliğ evrakının Ümraniye adresine gönderildiğini, tebligatın usulsüz olduğunu, yokluğunda yargılama yapılarak karar verildiğini, savunma hakkının kısıtlandığını, savunma ve delillerini bildiremediğini belirterek hükmü temyiz etmiştir. Dava dilekçesi davalıya yöntemince tebliğ edilmemiş, usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlanmaksızın yargılama yapılarak hüküm kurulmuştur. Bu hal, HUMK’nun 73.maddesine aykırı biçimde davalının savunma hakkının kısıtlanmasına yol açan esaslı bir usul hatası olduğundan mahkemece davalı …’e dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun biçimde tebliği savunmasına ilişkin delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, savunma hakkını kısıtlar şekilde yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine ve şekline göre davalı …’in sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 3.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.