YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3920
KARAR NO : 2011/9694
KARAR TARİHİ : 24.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu …’un üzerine kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalı …’a sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Şeref ve … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalıların dava konusu taşınmazda paydaş oldukları, davalı …’un borçlunun durumunu bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle kısmen kabul, faiz istemine ilişkin talebin ise yerinde olmadığı gerekçesi ile kısmen reddine karar verilmiş, hüküm … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, üçüncü kişi konumundaki davalı …’nin borçlunun eşi olmasına, İİK’nın 278/III-1 maddesinde bu derece akrabalar arasında yapılan tasarrufların bağışlama hükmünde sayıldığının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine göre davacı … vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca borçludan malı satın alan kişinin satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan kişi hakkında dava açılmaması veya kötü niyetli olduğunun kanıtlanmaması halinde üçüncü kişinın tasarrufa konu malın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeri üzerinden davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. Somut olayda, davalı …’nin dava konusu taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki 1/2 hisse değeri olan 50.000,00.-TL üzerinden yargılama harcı tamamlatılarak bu miktar üzerinden yargılaya devam edilip, belirlenen bu miktara göre davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekirken davacının dava değeri olarak gösterdiği 10.000,00.-TL ile sınırlı olarak tazminatla sorumlu tutulması doğru değildir.
3-Ayrıca tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcının takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekir.
Dava konusu olayda aciz vesikasına bağlanan alacak miktarı, dava konusu taşınmaz hissesinin tasarruf tarihindeki değerinden daha fazladır. Bu durumda karar ve ilam harcının taşınmaz hissesinin tasarruf tarihindeki değeri olan 50.000,00.-TL üzerinden hesaplanması gerekirken yazılı şekilde harç hesabı doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 24.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.