Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/4053 E. 2011/10915 K. 21.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4053
KARAR NO : 2011/10915
KARAR TARİHİ : 21.11.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu şirket aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu şirketin üzerine kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalılar … ve …’na sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, aciz halinin oluşmadığını, taşınmazın gerçek değerinden satış gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar … ve … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı 3. kişilerin bankaya karşı üstlendiği borçla birlikte satış bedelinin gerçek değerine uygun olduğu, ayrıca davacının satışın muvazaaya dayalı olduğu yönünde delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı 3.kişilerin bankaya karşı üstlendikleri borçla birlikte satış bedelinin gerçek değerine uygun olduğu ve satışın muvazaalı olduğunun ispatlanamadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK’nın 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Somut olayda mahkemece bedel farkına ilişkin araştırma yapılarak bu koşulun gerçekleşmediği kabul edilmiş ise de bu konuda yapılan araştırma inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi yasada öngörülen diğer iptal nedenleri üzerinde de durulmamıştır. Davaya konu tapuda satışı yapılan taşınmazın borçlu davalı şirket merkezi olduğu ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. İptale konu taşınmazın satışında, bedel farkından başka iptal nedenleri bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve özellikle taşınmazın devrinin ticari işletmenin devri niteliğini taşıyıp taşımadığı tespit edilmeli sonucuna göre bir karar verilmelidir.
2-Bunun yanında taşınmazın tapuda satış bedeli olarak 60.000,00.-TL gösterilmiş, bilirkişi marifetiyle tasarruf tarihindeki değeri ise 130.000,00.-TL olarak belirlenmiştir. Taşınmaz üzerinde yer alan ipoteğe ilişkin olarak davalıların ipotek borcunu üstlendikleri yönündeki iddialarının belirlenmesi ve İİK’nın 278/III-2. maddesi gereğince bedel farkının oluşup oluşmadığının tespiti için tasarruf tarihindeki ipotek borcu miktarı ile ipoteğin ödenmiş olup olmadığı ve ödenmiş ya da ödenmekte ise kim tarafından ödendiğinin ipotek alacaklısı olan bankadan sorulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1 ve 2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.