Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/412 E. 2011/8820 K. 06.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/412
KARAR NO : 2011/8820
KARAR TARİHİ : 06.10.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu aracın çalındığını ileri sürerek 33.900,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne, 31.950,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
TTK’nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Davacıya ait araç davalı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalıdır. Dosya kapsamından aracın dain mürtehini olan Volkswagen Doğuş Finans tarafından araç değerinin
sigortalıya ödenmesine muvafakat etmediği anlaşılmıştır. Sigortalı araç üzerinde dain ve mürtehinin de menfaati bulunduğundan araç değerini talep etmeye hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle sigortalının talep ettiği tazminat, dain ve mürtehinin muvafakatı olmadan ödenemez. O halde, öncelikle dava dışı firmanın sigortalı araç üzerinde rehinli alacaklı olup olmadığı araştırılarak, dain mürtehin olduğunun kabulü halinde davanın reddine karar verilmesi, aksi halde yargılamaya devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
2-Kabule göre de; kasko sigortalı araç 29.10.2007 tarihinde işyeri çekmecesinde bulunan anahtarın gizlice alınması suretiyle çalınmıştır. Çalınma tarihinde geçerli olan Kasko Sigortası Genel Şartları A.4.11. Maddesi uyarınca, araç anahtarının kullanılması suretiyle aracın çalınması ek sözleşme ile teminat altına alınmış ise, riziko, teminat kapsamındadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, Hırsızlık Sigortası Genel Şartları’nın uygulanması suretiyle aracın zor kullanılarak kaçırıldığı ve rizikonun teminat kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Oysa mahkemece yapılacak iş, somut olaya, kasko sigortası genel şartlarının hükümleri uygulanmak suretiyle, aracın anahtar ile çalınmasının Kasko Sigortası Genel Şartları A.4.11 maddesi uyarınca teminat dışı hallerden olup olmadığı konusu tartışılıp sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 06.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.