YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/512
KARAR NO : 2011/5433
KARAR TARİHİ : 30.05.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, Karaman 3.İcra Müdürlüğünün 2008/2440 Esas sayılı dosyasından, 30.10.2008 tarihinde yapılan haciz sırasında 3.kişi şirket lehine istihkak iddiasında bulunulduğunu, borçluların alacaklılardan mal kaçırma amacı ile tüm mallarını 3.kişiye sattıklarını belirterek, İİK”nun 99. maddesine dayalı olarak 3.kişinin istihkak iddiasının reddi ile davanın kabulüne ve icra müdürünün İİK’nun 99.maddesi uygulamasının hatalı olduğundan iptalini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi, borçlu ile danışıklı işlemler yapılmasının söz konusu olmadığını, işyerinin 3.kişiye ait olduğunu haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, duruşmalar katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, borçluya ödeme emrinin haciz adresi dışında başka adreste tebliğ edildiği ve adresin 3.kişinin işyeri olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi davası ile icra müdürünün İİK’nun 99.madde uygulamasına yönelik şikayete ilişkindir.
1.Mahkemenin öncelikle her bir taleple ilgili olarak ayrı ayrı değerlendirme yaparak davayı sonuçlandırması gerekmektedir. Davanın sadece şikayete yönelik kısmı ile ilgili gerekçelendirme yapılarak karar verilmesi usul ve
yasaya uygun değildir. Ancak, dava konusu haciz 30.10.2008 tarihinde borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adresten farklı bir adreste ve 3.kişi huzurunda yapılmıştır. Bu nedenlerle icra müdürünün İİK’nun 99.maddesini uygulamasında hata bulunmadığından davacının bu talebinin reddi yerindedir.
2.Haciz 3.kişi işyerinde yapıldığından mülkiyet karinesi davalı 3.kişi yararınadır. Bu karinenin aksinin davacı alacaklı tarafından her türlü delille ispatlanması olanaklıdır.
3.kişi önceden işçi iken borcun doğumundan sonra haciz adresi deponun yarısını kiralayarak odun-kömür-demir ve inşaat malzemesi satışına başlamış ve yine bu tarihten sonra 21.10.2008 tarihli fatura ile borçluya ait tüm makineleri satın almıştır.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde, borçlunun borcun doğumundan sonra alacaklılardan mal kaçırma amacı işyerindeki tüm malları 3.kişi adına açılan ve kiralanan depoya gönderdiği anlaşılmaktadır. Yapılan bu işler, danışıklı işyeri devri niteliğinde olup alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır. Bir an için işyeri devrinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi borçlu ile davacı arasındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan İİK’nun 44. ve BK’nun 179.maddelerinin uygulanması gerektiği açıkça ortadadır. Anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Gerçekten borçlunun devri kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirerek ilan ettiği ve mal beyanı verdiğine ilişkin dosyada hiçbir kanıt yoktur. Bu durumda, devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi, devralan davacıda B.K’nun 179.maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğundan davacı üçüncü kişinin davasının reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
Bu durumda, mahkemece davacı alacaklının davasının kabulü gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bette açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının reddi ile 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 30.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.