Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/531 E. 2011/1620 K. 24.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/531
KARAR NO : 2011/1620
KARAR TARİHİ : 24.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi dışında davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalı …’nın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borçlarına yetecek haczi kabil mallarının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalı …’a sattığını, onunda diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan … davanın reddini savunmuş, diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece davalılardan …’un kötü niyetinin kanıtlanamaması nedeniyle hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ise ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle kabulüne ve taşınmazın satış tarihindeki gerçek değeri olan 125.000.00 TL.nin …’dan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmü temyiz eden davalı …’a gerekçeli karar 10.07.2009 tarihinde tebligat yasasının 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de tebligat yapılan adresin aslında adı geçen davalının adresi olmayıp dosya arasındaki tapu sicil müdürlüğünde düzenlenen resmi akit tablosunda yazılı adreslerden anlaşıldığı gibi borçlu davalının adresidir. Bu nedenle yapılan karar tebliği usulüne uygun bulunmamakta ise de gerek temyiz eden davalının temyiz dilekçesi içeriği ve
yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkin dilekçesindeki beyanları, gerekse dosya arasındaki … 12. icra müdürlüğünün 2009/31289 sayılı takip dosyasındaki tebligat evraklarından temyiz eden davalının gerekçeli kararı 26.01.2010 tarihinde öğrenmiş olduğu anlaşılmaktadır. 7201 sayılı tebligat yasasının 32. maddesi “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur” hükmünü içermektedir. Bu durumda mahkemenin gerekçeli kararının hükmü temyiz eden davalı …’a 26.01.2010 tarihinde tebliğ edilmiş kabul edilerek, temyiz dilekçesi ise HUMK’nun 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 26.04.2010 tarihinde verilmiştir. Bu nedenle süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’ın temyiz isteminin (dilekçesinin) süre yönünden REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 24.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.