Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/5955 E. 2012/1026 K. 02.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5955
KARAR NO : 2012/1026
KARAR TARİHİ : 02.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu ….’in adına kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalı …’a sattığını, … ve …’a, bu kişilerin de …’a sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Ali ve … vekili, borçlu ile her hangi bir ilişkilerinin bulunmadığını, taşınmaz satımının iyi niyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, satışın iyi niyetli olduğu, bedelin düşük olmasının kendileri açısından iptal nedeni olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … ve …’a usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın satışı, geçirdiği safahat, dahili davalıların olayda 3 şahıslar olması gözönüne alındığında usul ve yasaya aykırı olarak açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( .H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ).
Mahkemece, dava konusu taşınmazın satışı, geçirdiği safahat, dahili davalıların olayda 3 şahıslar olması gözönüne alındığında usul ve yasaya aykırı olarak açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve toplanan deliller varılan sonuç için yeterli değildir. Öncelikle davalı 3. kişi …’a yapılan satışta taşınmazın belirlenen gerçek değeri ile tapuda gösterilen değeri arasında İİK 278/III-2. maddesi anlamında değer farkının bulunduğu görülmekle birlikte, 278/II. maddesi gereğince aciz belgesi tarihinden tasarruf tarihine kadar geriye doğru 2 yıllık sürenin geçmiş olduğu, bu nedenle iptal yönünde değerlendirme yapılamaz ise de, İİK’nın 280/I. fıkrasında belirtilen borçlunun zarar verme kastından dolayı iptal nedenleri bulunup bulunmadığı hususuna yönelik bir araştırma yapılmamıştır. Bu yönde araştırma yapılarak, özellikle davacının göstermiş olduğu tanıkların yalnızca borçlu ile alacaklı arasındaki borç alacak ilişkisi yönünden dinlenilmiş olması, davalılardan …’nin dava konusu taşınmazda kiracı olarak oturması ve davacının diğer davalıların da dava konusu taşınmaz ile aynı iş hanında kiracı olarak bulunduğu yönündeki iddiaları dikkate alınarak, İİK’nın 280. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı araştırılmalı sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’e geri verilmesine 2.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.