YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6225
KARAR NO : 2011/8799
KARAR TARİHİ : 06.10.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Ankara 11. İcra Müdürlüğü’nün 2009/18349 Esas sayılı dosyasında trafik kaydına haciz konulan, filen de yakalanan … Plaka sayılı aracın davacı tarafından, noterde yapılan sözleşme ile 31.08.2009’da satın alındığını, hacizden önce mülkiyetin davacıya geçtiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, borçlunun dava konusu araç kaydındaki haczin kaldırılması istemine yönelik İcra Müdürlüğü’nün red kararına karşı Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi’nde 2010/641 Esas sayı ile yaptığı şikâyet başvurusundaki vekili ile üçüncü kişinin bu davadaki vekilinin aynı kişi olduğunu, bunun da aradaki muvazaayı kanıtladığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), dava konusu aracı sattığını, kendisi ile bir ilgisinin kalmadığını belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davanın yersiz açıldığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar dava açılırken, icra memuru işleminin iptali istenmiş ve başvurulan yol da şikâyet olarak nitelendirilmişse de; dilekçedeki açıklamalardan uyuşmazlığın, İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkin olduğunun kabulü gerekmektedir.
HUMK’nun 76. maddesi uyarınca hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu ilke ışığında uyuşmazlığın, 3. kişinin istihkak davasına ilişkin olduğunun kabulü ile İİK’nun 97/11. maddesi hükmünce, genel hükümler ve basit yargılama usulünün uygulanması, takip konusu alacak ile mahcuz malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden, Harçlar Kanunu’na göre hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının başlangıçta 1/4’ünün alınması gerekecektir. Hükmü temyiz eden davacı taraf olsa da; yargılama harçları ile ilgili hatalar kamu düzenine ilişkin olup, aleyhe bozma yasağı kuralının dışında kalacaktır. Bu nedenle davanın istihkak davası niteliğinde bulunduğu ve nispi karar ve ilam harcına tabi olduğunun dikkate alınmaması isabetli değildir.
Diğer yandan istihkak iddiasının İİK’nun 96/3. maddesi kapsamında 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gereği, dava şartı olup öncelikle ele alınması gerekir. Davacı taraf, dava konusu haciz kararı uyarınca aracın fiilen yakalandığını kabul ve beyan etmektedir. Bu durum karşısında öncelikle yakalama tutanağının getirtilmesi, sonucuna göre de davanın 7 günlük yasal hak düşürücü süresi içinde açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 6.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.